tırmanma

C2 seviye
TR → EN
"tırmanma" kelimesinin İngilizcesi: climbing. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelclimbing

Görsel

Askeri Eğitimde Komando Adaylarının Halat Duvarından Tırmanma MücadelesiAskeri Telgrafçıların Ağaç Tırmanma Eğitimi: Tarihi Siyah Beyaz FotoğrafRenkli Tırmanma Filesi Arkasında Gülümseren Mutlu Küçük Kız Çocuğu

Tanım

•(mecaz) bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi
•atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim
•kendine özgü araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme
•tırmanmak işi
•Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim
•Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi
•Kendine özgü araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme
•Tırmanma işi veya biçimi

Diğer Dillerde

anstrengendes/gefährliches/wiederholtes Klettern
[Bergauf] — [Yokuş yukarı tırmanma]
Fransızcaescalade (dişil) /ɛs.ka.lad/
climbing · escalation
çekim: çoğul escalades
eş: grimpe, varappe, échalade
köken: From Italian scalata.
aile: escalade de glace, escalade sur glace, escalader
[Montée] — [Yokuş yukarı tırmanma]
İspanyolcaescalada (dişil) /eskaˈlada/
increase, rise · climbing (the sport) · climb (act of climbing)
çekim: çoğul escaladas
eş: palestra
köken: Borrowed from French escalade, from Italian scalata.
aile: escalada clásica, escalada de adherencia, escalada deportiva, escalada en bloque, escalada en hielo, escalada en roca, escalada libre, escuela de escalada
Club de Escalada — Tırmanma Zamanı
İtalyancaarrampicata (dişil) /ar.ram.piˈka.ta/
climbing
çekim: çoğul arrampicate
eş: ascensione, rampicata
köken: Deverbal formed with the feminine past participle of arrampicarsi (“to climb”).
Arrampicata — Tırmanma Zamanı
Rusçaвосхождение, восход
Время для скалолазания — Tırmanma Zamanı
Felemenkçeklimmen, klimsport /ˈklɪ.mə(n)/
to climb
çekim: geçmiş klommen · ortaç geklommen · şimdiki klimt · ulaç klimmend
eş: stijgen, groeien
köken: From Middle Dutch climmen, from Old Dutch *climban, from Proto-West Germanic *klimban, from Proto-Germanic *klimbaną.
aile: klim, klimboom, klimmer, klimmuur, klimplant, klimrek, klimroos, klimsport, klimwand, rotsklimmen
Klimtijd — Tırmanma Zamanı
De kat klom in de boom.
Ze zijn geklommen tot de top van de berg.
Hij klom over het hek om de bal te halen.
Yunancaαναρρίχηση (dişil)
climbing, clambering (an action or process)
çekim: çoğul αναρριχήσεις · tamlayan αναρρίχησης
eş: σκαρφάλωμα
Αναρρίχηση — Tırmanma Zamanı
η ορεινή αναρρίχηση
İsveççeklättring
climbing (with hands and feet or the like, generally or as a sport)
çekim: çoğul klättringar · tamlayan klättrings
köken: klättra (“to climb”) + -ing
aile: bergsklättring, klätterställning, klättervägg
Och Han har tillåtit mig att bestiga berget. — Dağa tırmanmak da mümkündür.
Fincekiipeily /ˈkiːpei̯ly/
climbing (sport)
çekim: çoğul kiipeilyt · tamlayan kiipeilyn
köken: kiipeillä (“to climb”) + -y
aile: alaköysikiipeily, alppikiipeily, jääkiipeily, kalliokiipeily, kiipeilyseinä, kiipeilyteline, kilpakiipeily, seinäkiipeily, trädikiipeily, urheilukiipeily
[Kiipeää mäkiä] — [Yokuş yukarı tırmanma]
Rumencecățărare (dişil)
climbing
çekim: çoğul cățărări · tamlayan cățărări
köken: From cățăra + -re.
Ia două zile să îl urci. — Tırmanması 2 gün alıyor.
Bulgarcaкатерене, катерлив, пълзящ, увивен /pɐɫˈzʲa̟ʃt/
indefinite masculine singular present active participle of пълзя́ (pǎlzjá)
[Изкачване по хълм] — [Yokuş yukarı tırmanma]
Slovakçašplh (eril) /ʃpl̩x/
climbing
çekim: tamlayan šplhu
[Jazda do kopca] — [Yokuş yukarı tırmanma]

Örnek Cümleler

Buna tırmanma!
Don't climb on this!
Tırmanma Zamanı
Climb Time
Duvara tırmanma.
Don't climb up the wall.
Tırmanmaya devam et.
Keep climbing.
Tırmanmayı seviyorum.
I like climbing.
Tom tırmanmaya başladı.
Tom started climbing.
Tırmanmaya devam ettim.
I kept climbing.
[Yokuş yukarı tırmanma]
[Uphill Climbing]
Doruğa tırmanman zordur.
It is difficult for you to climb to the mountaintop.
Dağa tırmanmayı severiz.
We love to climb mountains.
Bu dağa tırmanmak zordur.
This mountain is difficult to climb.
Dağa tırmanmaya çalıştım.
I tried climbing the mountain.
tırmanma ile daha fazla örnek cümle →