Ana içeriğe geç
Sözlük
/
saklayan

saklayan

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"saklayan" kelimesinin İngilizcesi: preservative. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpreservative

Görsel

İçinde Galaksi Saklayan Göz: Evrenin Gözümüzdeki Gizemli Yansımasıİçinde Galaksi Saklayan Antik Bronz Pusula Kolye ve Evren DetaylarıSahil Anılarını Saklayan Vintage Turkuaz Sandık ve Rustik Oda Köşesiİçinde sonsuz çiçek bahçesi saklayan cam küre: el sanatının ışıltılı duruşu

Atasözü & Deyim

“Derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz”

Diğer Dillerde

Und es war eine reiche Familie, die ihn versteckte. — Onu saklayan sengin bir aile idi.
Fransızcaconservateur, préservateur (eril) /kɔ̃.sɛʁ.va.tœʁ/
keeper, curator, custodian · conservative · Conservative
çekim: çoğul conservateurs
eş: bleu
köken: Learned borrowing from Latin cōnservātor.
aile: judaïsme conservateur, Parti conservateur, ultraconservateur
C'est toi qui les as cachés, Sunbae ! — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
İspanyolcaconservante, preservante, preservativo (eril) /konseɾˈbante/
preservative
çekim: çoğul conservantes
El que es negligente en su trabajo es hermano del destructor — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Одна богатая семья укрывала его. — Onu saklayan sengin bir aile idi.
ايضا المتراخي في عمله هو اخو المسرف — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Felemenkçebewaarmiddel, conserveermiddel (nötr) /bəˈʋaːrˌmɪ.dəl/
preservative (additive preventing decomposition)
çekim: çoğul bewaarmiddelen
eş: conserveermiddel, conserveringsmiddel
köken: Compound of bewaren + middel.
Jij bent degene die de stempels had verstopt, Sunbae. — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
Portekizcepreservador (eril) /pɾe.zeʁ.vaˈdoʁ/
preserver
çekim: çoğul preservadores
köken: From preservar + -dor.
Aquele que é remisso na sua obra é irmão do que é destruidor. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
η ουσία που βοηθά στην συντήρηση των τροφίμων και συμβάλλει στη διατήρησή τους ώστε να μην αλλοιωθούν
Τον έκρυβε μια πλούσια οικογένεια. — Onu saklayan sengin bir aile idi.
Japonca防腐剤 /bo̞ːɸɯ̟za̠i/
an agent that preservers food by preventing the growth of microorganisms; a preservative
köken: 防腐(ぼうふ) (bōfu, “preservation”) + 剤(ざい) (-zai, “agent”)
調べてみると 確かにその通りでした — "Ama size araba kullanmayı yasaklayan bir yasa yok."
İsveççekonserveringsmedel (nötr)
preservative (most familiarly in food)
çekim: çoğul konserveringsmedels · tamlayan konserveringsmedels
köken: konservering (“preservation”) + -s- + medel (“agent”)
Du är den som gömde stämplen, Sunbae. — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
Lehçekonserwant, środek konserwujący, zapobiegawczy (eril) /kɔnˈsɛr.vant/
preservative
çekim: çoğul konserwanty · tamlayan konserwantu
eş: środek konserwujący
Rodzina, która ukryła tatę była bogata. — Onu saklayan sengin bir aile idi.
Fincesäilöntäaine, säilyttävä /ˈsæi̯løntæˌɑi̯neˣ/
preservative, food preservative
çekim: çoğul säilöntäaineet · tamlayan säilöntäaineen
köken: Compound of säilöntä (“preservation”) + aine (“substance”).
aile: säilöntäaineeton
Joka on veltto toimessansa, se on jo tuhontekijän veli. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Çekçekonzervant (eril) /ˈkonzɛrvant/
preservative
çekim: çoğul konzervanty · tamlayan konzervantu
Schovala ho bohatá rodina. — Onu saklayan sengin bir aile idi.
Rumenceconservant
preservative
çekim: çoğul conservanți · tamlayan conservantului
köken: From conserva + -ant.
Tu esti cel care a ascuns stampilele, Sunbae. — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
Macarcatartósítószer
A ki lágyan viseli magát az õ dolgában, testvére annak, a ki tönkre tesz. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
preservative
çekim: çoğul konserveringsmidler · tamlayan konserveringsmiddels
köken: From konservering (“preservation”) + -s- + middel (“means, remedy”).
Den, der er efterladen i Gerning, er også Broder til Ødeland. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Endonezcebahan pengawet
Kau yang menyembunyikan capnya, Sunbae. — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
Vietnamcachất bảo quản /t͡ɕət̚˧˦ ʔɓaːw˧˩ kwaːn˧˩/
a preservative (chemical used to retard decay)
köken: Sino-Vietnamese word from 質保管, composed of 質 (“substance”) and 保管 (“to safeguard”).
Anh là người giấu con dấu cơ mà, sunbae. — Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
Немарливият в работата си Е брат на разсипника. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Slovakçakonzervačný /kɔnzervat͡ʃniː/
preservative
Aj nedbalý vo svojej práci je bratom toho, kto robí zkazu. — İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
Estoncasäilitusaine /ˈsæi̯litusˌɑi̯ne/
preservative
çekim: çoğul säilitusained · tamlayan säilitusainete
köken: säilitus + aine
Saudi Araabia oli maailma viimane riik, kus naistel oli keelatud autot juhtida. — Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.
Galiçyacapreservativa
feminine singular of preservativo
Galcecadwolyn
İrlandacaleasaitheach
amending, reforming, improving · preservative
çekim: karşılaştırma leasaithí · üstünlük is leasaithí
köken: From leasaithe + -ach (adjectival suffix).
aile: Giúdachas Leasaitheach
Gürcüceკონსერვანტი /kʼo̞nse̞ɾʷäntʼi/
preservative
çekim: çoğul კონსერვანტები · tamlayan კონსერვანტის

Örnek Cümleler

Gördün mü o yasaklayanı,
Have you seen him who restrains
Toplayıp kasaya saklayanı.
Who amasses and then hoards.
Onu saklayan sengin bir aile idi.
And it was a rich family that hid him.
Senden sır saklayan biri değilim.
I'm not the one who kept secrets from you.
Damgaları saklayan sensin, Sunbae.
You're the one that hid the stamps, Sunbae.
İşini savsaklayan kişi Yıkıcıya kardeştir.
One who is slack in his work is brother to him who is a master of destruction.
Sami gerçek doğasını saklayan bir maske takıyordu.
Sami wore a mask that hid his true nature.
Kadınlara sigara içmeyi yasaklayan bir yasa olmalı.
There should be a law forbidding women to smoke.
"Ama size araba kullanmayı yasaklayan bir yasa yok."
"But there is no law banning you from driving."
Yatakta sigara içmeyi yasaklayan çok sıkı bir kural var.
There is a very strict rule forbidding smoking in bed.
Birçok ülkenin sigara içilmesini yasaklayan yasaları var.
Many countries have laws prohibiting smoking.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdür
Some are cloaked in forest concealing life.
saklayan ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod