sakıncalı
C2 seviye
TR → EN
Tanım
•sakınmayı, çekinmeyi gerektiren, mahzurlu
•Sakınmayı, çekinmeyi gerektiren
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
O sakıncalıydı.
It was inconvenient.
Bunun sakıncalı olduğundan eminim.
I'm sure it's inconvenient.
Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
It is a snare to a man to make a rash dedication, then later to consider his vows.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
937 films were banned because they were found objectionable.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
30,000 people were dismissed from their firms because they were suspects.
BM Elçisi: Yeni Bir Kıbrıs Sürecinin Erken Başlaması Sakıncalı
UN Envoy Says Premature Launch of New Cyprus Process Inadvisable
Sakıncalı gıdalar (yani glukozdan daha fazla fruktoz içeren gıdalar)
Unfavorable foods (i.e. more fructose than glucose)
Suudiler ise sakıncalı bulduğu içeriği (erişkin içerikler gibi) otomatik olarak engellemektedir.
They despise those in peace whom they fear to meet in war."
Bununla birlikte Hizb-i İslami Gulbuddin ek listede ise sadece "sakıncalı gruplar" olarak geçiyordu.
However, Hezb-e-Islami Gulbuddin is on the additional list called "Groups of Concern."