pragmatik
TR → EN
"pragmatik" kelimesinin İngilizcesi: pragmatical, pragmatics. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelpragmatical
Genelpragmatics
Tanım
•sıfat, felsefe: yararcı
Diğer Dillerde
AlmancaPragmatik, Pragmatiklinguistik /pʁaɡˈmaːtɪk/
pragmatics
eş: Pragmalinguistik
köken: From Ancient Greek πραγματικὴ (pragmatikḕ).
Jetzt benutzen sie Pragmatic Chaos. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Fransızcapragmatique /pʁaɡ.ma.tik/
pragmatic
köken: Borrowed from Ancient Greek πραγματικός (pragmatikós).
aile: pragmatiquement
A présent ils utilisent Pragmatic Chaos. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
İspanyolcapragmalingüística, pragmática (dişil) /pɾaɡˈmatika/
pragmatics (study of the use of the language in a social context) · a law emanating from a competent Spanish authority, but technically differing from a royal decree or command in the formalities of its publication
çekim: çoğul pragmáticas
los efectos que el Pragmatic Chaos tiene. — 'Pragmatik Kaos' un sahip olduğu etkileri değiştirmiyor.
FelemenkçePragmatiek
het zich vooral door de praktijk laten leiden
Nu gebruiken ze Pragmatic Chaos. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Yunancaπραγματολογία
γλωσσολογικός κλάδος που ασχολείται με τους τρόπους με τους οποίους εξωγλωσσικοί ή περιβαλλοντικοί παράγοντες επιδρούν στην ερμηνεία των λόγων
Χρησιμοποιούν τον Πραγματιστικό Χάος τώρα. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Korece화용학
지금은 Pragmatic Chaos를 사용하죠. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Lehçepragmatyka (dişil) /praɡˈma.tɘ.ka/
pragmatics · the state of being pragmatic
çekim: tamlayan pragmatyki
köken: Borrowed from French pragmatique, from Ancient Greek πραγματικός (pragmatikós), from πρᾶγμα (prâgma), in plural πράγματα (prágmata), from πράσσειν (prássein).
aile: pragmatyczka, pragmatyk, pragmatysta, pragmatystka
Teraz używają Pragmatic Chaos. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Hintçeसंकेतप्रयोगविज्ञान (eril) /səŋ.keː.t̪əp.ɾə.joːɡ.ʋɪɡ.jɑːn/
pragmatics
çekim: çoğul संकेतप्रयोगविज्ञानों
köken: From संकेत (saṅket) + प्रयोग (prayog) + विज्ञान (vijñān, “science”).
Fincepragmatiikka /ˈprɑɡmɑtiːkːɑ/
pragmatics
çekim: çoğul pragmatiikat · tamlayan pragmatiikan
köken: Internationalism (see English pragmatics). Contains the suffix -iikka.
Pragmaattinen merkitys tarkoittaa jotakin hyötyä NN:lle. — Pragmatik ise kelime anlamı olarak işe yönelik anlamına gelir.
Çekçepragmatika (dişil) /ˈpraɡmatɪka/
pragmatics
çekim: çoğul pragmatiky · tamlayan pragmatiky
Teď používají Pragmatický chaos. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Norveççepragmatikk
Endonezcepragmatik /praɡˈmatik/
alternative spelling of pragmatis (“pragmatic”)
çekim: karşılaştırma lebih pragmatik · üstünlük paling pragmatik
köken: Borrowed from English pragmatic.
Mereka menggunakan "Pragmatic Chaos" (Kekacauan Pragmatis) sekarang. — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Vietnamcangữ dụng học /ŋɨ˦ˀ˥ zʊwŋ͡m˧˨ʔ hawk͡p̚˧˨ʔ/
pragmatics
köken: Sino-Vietnamese word from 語用學.
Họ đang dùng Pragmatic Chaos (mớ hỗn độn thực dụng) — Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
Katalancapragmàtica /pɾəɡˈma.ti.kə/
feminine singular of pragmàtic
Ermeniceպրագմատիկա
Svahiliisimu amali (nötr)
pragmatics
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom çok daha pragmatikti.
Tom was much more pragmatic.
Şu an 'Pragmatik Kaos' u kullanıyolar.
They're using Pragmatic Chaos now.
Bana pragmatik olduğum söylendi, ve öyleyim.
I have been told that I am pragmatic, and I am.
De Kermabon, "Siyasiden çok pragmatik olmak istiyorum." dedi.
"I want to be more pragmatic than political," he said.
Pragmatik, anlamın yorumlanmasında bağlamın rolü ile ilgilenir.
Pragmatics is concerned with the role of context in the interpretation of meaning.
Sadece aşırılıktan uzak durmayı ve pragmatik bir tutumu gerektirir.
Instead, a person must avoid self-delusion and concentrate on realistic ambitions.
Duygusal bir düzeyde katılıyorum ama pragmatik düzeyde katılmıyorum.
I agree on an emotional level, but on the pragmatic level I disagree.
Ve amacımız klinik olarak giyilebilecek pragmatik bir cihaza sahip olmak.
And that's where our goal is -- to have something clinically pragmatic to wear.
'Pragmatik Kaos' diğer Netflix algoritmaları gibi aynı şeyi yapmaya çalışıyor.
Pragmatic Chaos is, like all of Netflix algorithms, trying to do the same thing.
Pragmatik ben o zaman, kimse bana para hakkında sorular soruyordu işimi yaptım.
Pragmatically as I was doing my job then, no one was asking me about money.
Parti ideolojide bazı sosyal liberal özelliklerle pragmatik ve merkezci olarak tanımlıyor.
The party identifies as pragmatic and centrist in ideology, with some social liberal features.
Fakat güneydeki Sırplar, daha pragmatik bir yaklaşım gösterdi ve pek çoğu seçimlerde oy kullandı.
But many Serbs in the south took a more pragmatic approach and voted in large numbers.