Tom penceresiz bir ofiste çalışıyor.
Tom works in a windowless office.
Penceresiz bir ofiste çalışmaya dayanamam.
I can't bear working in an office with no windows.
Kitapsız bir ev penceresiz bir oda gibidir.
A house without books is like a room without windows.
Onları penceresiz bir odada bir akşam tanıştık.
We meet them one evening in a windowless room.
Kaçıranların beni kilitledikleri oda penceresizdi.
The room that the kidnappers locked me in had no windows.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.
It turns out there is a back room that is kind of windowless, metaphorically speaking.
Karanlıkta, penceresiz odalarda saklanırız ve genellikle güneş ışığından kaçınırız.
We hide in dark, windowless rooms, and generally avoid sunlight.
penceresiz ile daha fazla örnek cümle →