Tom hiç ortalarda görünmedi.
They never showed up.
Bir süre ortalarda gözükmemiştir.
Hadn’t seen him in a long time.
Tom çok fazla ortalarda görünmüyor.
Tom hasn't been around much.
Geleceğine söz vermişti ama daha ortalarda yok.
She promised to come, but hasn't showed up yet.
Utamaro'nun imzası da ortalarda sol taraftadır.
Utamaro's signature is printed in the bottom left.
Gelecekteki benlik ise ortalarda bile değildir.
And the future self is not even around.
Bulgaristan %73 ile ortalarda bir yerde yer aldı.
Bulgaria stood somewhere in the middle, with 73%.
Harika. Bak, madem sevgilin de yok ortalarda -Eski eţim
Listen, you know... ...with everything that's going on... you know...
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.
He went around and told people what he believed. "I believe, I believe, I believe," he told people.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.
He went around and told people what he believed.
Amerika'da ortalarda dolaşıp insanlara neyin değişmesi gerektiğini söylemedi.
He didn't go around telling people what needed to change in America.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.
So as you zoom in, you know, you can see Earth, you know, just in the middle here.
ortalarda ile daha fazla örnek cümle →