Japonca okuyabilmeyi istiyorum.
I want to be able to read Japanese.
Fransızca okuyabilmeyi istiyorum.
I want to be able to read French.
Bu kitabı kolaylıkla okuyabilmelisin.
You should be able to read this book easily.
Diyor ki, "Leymah, dileğim okuyabilmek.
Says, "Leymah, my wish is to be educated.
Senin notlarını okuyabilmek mümkün değil.
Your notes are illegible.
Aslında sezerek okuyabilmeleri gerekiyor.
In fact, they need to be able to read discerningly.
Koroya katılmak için müzik okuyabilmelisin.
To join the choir, you have to be able to read music.
Karşıdakinin düşüncelerini okuyabilmektedir.
Eventually it can even read the owner’s thoughts.
Evde ödevinizi okuyabilmek için ışığınız var mı?
Do you have lighting in your house to be able to read your homework?
Gazeteleri okuyabilmek mi? Bunun gibileri mesela.
Por quê?
O, müzik okuyabilmek için yurt dışına gitmek istiyor.
She wants to go abroad so that she can study music.
Bu pdf dosyasını okuyabilmek için bir parola gerekiyor
A password is required to read that pdf
okuyabilme ile daha fazla örnek cümle →