Tom nefessiz.
Tom is winded.
O seni nefessiz bırakır.
It leaves you breathless.
45 dakika aşağıda nefessiz kalmıştı.
He was underneath, not breathing for 45 minutes.
Aşkının izleri beni nefessiz bırakıyor
The scars of your love, they leave me breathless
Tom o kadar nefessiz kaldı ki zorla nefes alabiliyordu.
Tom was so out of breath that he could hardly speak.
Tabii, nefessiz bir biçimde uyanıyorduk çünkü kanımızın kimyası değişmişti.
So you'd wake up gasping with breath, because your blood chemistry has changed.
Apne Yunancadan gelen bir tıbbi terimdir; kelimenin bire bir anlamı "nefessiz"dir.
Apnoea is a medical term which comes from Greek; it literally means "without breath".
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.
They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
nefessiz ile daha fazla örnek cümle →