müştak

adj
TR → EN
"müştak" kelimesinin İngilizcesi: derivative. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelderivative

Görsel

Ahşap Detaylar ve Beyaz Cepheyle Modern Minimalist Müstakil Ev TasarımıBeyaz Arka Planda Müstakil Taşlı Bahçeli Minimal Ev 3D Mimari ModelDoğanın İçinde Sıcak Ahşap Detaylarla Tasarlanmış Modern Müstakil Ev ve BahçesiBeyaz Tuğla Cepheli Geniş Verandalı Klasik Amerikan Stili Müstakil Ev

Tanım

•başka bir kelime veya kökten türemiş, çıkmış (kelime)
•özleyen, göreceği gelen
•türev
•Özleyen, göreceği gelen
•Yapım ekiyle kurulmuş kelime
•Başka bir kelime veya kökten türemiş, çıkmış

Diğer Dillerde

AlmancaAbkömmling, Ableitung, Derivat, Derivation, Derivativ, Derivativum (eril) /ˈapkœmlɪŋ/
descendant · derivative
çekim: çoğul Abkömmlinge · tamlayan Abkömmlings
eş: Abkomme, Nachfahr, Nachfahre, Nachkomme, Derivat
köken: Abkomme + -ling
Diese hatte einen Haltepunkt in Zitz. — Vilayet bir müstakil sancaktı.
Fransızcadérivé, dérivée (eril) /de.ʁi.ve/
a derivation of any sort · a derived term, derivative
çekim: çoğul dérivés
köken: From the verb dériver.
Charges dans une maison individuelle — Mustakil evde ödemeler
Dérivatif et dérivation sont des dérivés du verbe dériver
İspanyolcaderivada, derivado /deɾiˈbada/
feminine singular of derivado
Gastos en una vivienda unifamiliar — Mustakil evde ödemeler
İtalyancaderivata, derivato (dişil)
derivative (maths)
çekim: çoğul derivate
IU interpreta Kim. — Mektubat-ı Kimya-yı Müştak.
Rusçaдерива́т, деривати́в, произво́дная, произво́дное, произво́дное сло́во, произво́дный
Оплаты в частном доме — Mustakil evde ödemeler
Arapçaمشتقّ
رسوم الفيلات — Mustakil evde ödemeler
Farsçaاشتقاقی
Azericederivativ, törəmə
verbal noun of törəmək · derivative · derivative, derivation
çekim: çoğul törəmələr · tamlayan törəmənin
köken: From törə- + -mə.
Felemenkçeafgeleide, afleiding, derivaat (dişil) /ˈɑf.xəˌlɛi̯.də/
derivative · fork (of a FOSS project)
çekim: çoğul afgeleides
köken: Inflected form of afgeleid.
Geldgebrek was een ander struikelblok. — Bolu ise ayrı müstakil bir sancaktı.
Portekizcederivativo (eril) /de.ɾi.vaˈt͡ʃi.vu/
derivative (obtained by derivation; not radical or original)
çekim: çoğul derivativos
Então, estou muito feliz por ti e pelo teu futuro marido. — Sen ve müstakbel eşin için de çok sevindim.
Yunancaπαράγωγο
κάτι που παράγεται από κάτι άλλο, παράγωγο προϊόν
Το Κολλέγιο του Μπίσοπ ήταν το πρώτο σχολείο της Καρριακού. — Bu konak, okulun ilk müstakil binasıydı.
Japoncaデリバティブ, 派生, 派生語, 誘導体 /de̞ɾʲiba̠tʲibɯ̟/
derivative (financial instrument whose value depends on the valuation of an underlying instrument)
köken: Borrowed from English derivative.
保守主義者達は理性を懐疑する。 — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
Korece파생어 /pʰa̠sʰɛŋʌ̹/
derivative; derived word
köken: Sino-Korean word from 派生語.
아일랜드 사람들은 해양적 기질이 강하다. — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
İsveççeavledning
a derivation
çekim: çoğul avledningar · tamlayan avlednings
köken: avleda + -ning
Avgifter i egnahemshus — Mustakil evde ödemeler
derivative (word that derives from another one) · derivative (financial instrument whose value depends on the valuation of an underlying asset, e.g. a warrant, an option, etc.) · derivative (chemical derived from another)
çekim: çoğul derywaty · tamlayan derywatu
köken: Learned borrowing from Latin dērīvātus. Sense 2 and sense 4 are semantic loans from English derivative.
Myślę, że to prawda, że ma bogatego przyszłego zięcia. — Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.
Fincederivaatta, derivaatti, jälkiperäinen, johdannainen, johdettu, johdos /ˈderiʋɑːtːɑ/
derivative (derived function of a function) · derivative (value of a derivative function for a given value of independent variable)
çekim: çoğul derivaatat · tamlayan derivaatan
eş: derivaattafunktio
köken: Borrowed from Swedish derivata.
aile: aikaderivaatta, antiderivaatta, derivaattafunktio, osittaisderivaatta
Maksut omakotitalossa — Mustakil evde ödemeler
Çekçederivace, derivát, odvozenina (dişil) /ˈdɛrɪvat͡sɛ/
derivative (result of differentiation)
çekim: çoğul derivací · tamlayan derivací
aile: derivační, parciální derivace
Měla bych jí, jako budoucí paní domu, dát lekci? Hej! Hej! — Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?
Rumencederivată (dişil)
derivative
çekim: çoğul derivate · tamlayan derivate
köken: Borrowed from French derivée.
Mă bucur foarte mult pentru tine şi viitorul tău soţ. — Sen ve müstakbel eşin için de çok sevindim.
third-person singular indicative past indefinite of derivál
çekim: çoğul deriváltak
köken: derivál + -t
Kiépített parkolója nincs. — Müstakil binası yoktur.
İbraniceנגזרת (dişil)
derivative
מדוע נראים פני הכלה לעתיד מוטרדים כל כך — Müstakbel gelinimizin yüzü neden böyle asıkmış bakalım ?
הנגזרת של f#58;f(x)#61;x2 היא f׳#58;f׳(x)#61;2x
Dancaafledning, afledt, derivat, differentialkvotient, imiterende, uoriginal
derivation · diversion, leading from
çekim: çoğul afledninger · tamlayan aflednings
köken: From aflede + -ning. Cognate with Norwegian Bokmål and Swedish avledning.
aile: afledningsendelse, afledningsgrøft, afledningskanal, afledningsmanøvre, afledningsmiddel, afledningsrør, afledningstegn
I 1853 blev Dubai en af The Trucial States. — 1833 yılında Hersek müstakil bir eyalet oldu.
Endonezceturunan /tuˈrunan/
something derived · descent · lineage or hereditary derivation
çekim: çoğul turunan-turunan
köken: Affixed turun (“descent”) + -an, inherited from Malay turunan, from, Classical Malay turunan (“descendant”). The sense “derivative” is a semantic loan from English derivative.
aile: tujuh turunan
Sepertinya memang benar dia akan menjadi mertua dari orang kaya! — Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.
Vietnamcađạo hàm /ʔɗaːw˧˨ʔ haːm˨˩/
derivative
köken: Sino-Vietnamese word from 導 (“to lead; to guide”) and 函 (“function”). Coined by Hoàng Xuân Hãn in Danh-từ Khoa-học (Vocabulaire Scientifique, 1942) as an abbreviation of 導函數 (đạo hàm số).
Người Litva cảm thấy vô cùng bất lực. — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
Bulgarcaпроизво́ден, произво́дна, произво́дно
Кюстендил е първото учебно заведение в града. — Bu konak, okulun ilk müstakil binasıydı.
Slovenceodvod
Naročnik med njimi izbere svojega bodočega sodelavca. — Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.
Estoncatuletis
derivative (derived function of a function) · derivative (value of a derivative function for a given value of independent variable) · derivative
çekim: çoğul tuletised · tamlayan tuletise
köken: From tuletama + -is.
Taycaลูกคำ /luːk̚˥˩.kʰam˧/
derivative
Katalancaderivatiu

Etimoloji

From Ottoman Turkish مشتق (müştak), from Arabic مُشْتَقّ (muštaqq).

Örnek Cümleler

Vilayet bir müstakil sancaktı.
כשבסיר היה חור .
Ben müstakbel karımı görüyorum.
I see my future wife.
İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
Hearts become irrelevant.
Lâkin Bana tapın: işte sırat-ı müstakim!”
But to serve Me; (that) this is the straight path?
(Asar) (Biyografidir) Divan-ı Müştak Baba.
And (this is done) in honor of (his) father Visnuvarma.
Ev almak isteyen müstakrizlerden başlayalım
So we start with borrowers who need to buy houses.
Sen dilediğini sırat-ı müstakim'e kavuşturursun.
Put me to what thou wilt, rank me with whom thou wilt.
Müstakil evler ve iki katlı yapılar çok nadirdir.
Houses and two-story buildings are rare.
Müstakbel gelinin takdimi için mükemmel bir resim.
Nevertheless, Henry still wanted to know what she looked like.
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.
I guess it was true that she had a rich future son-in-law!
Sonunda, Al-Mustakfi kör edildi ve görevden alındı.
Eventually, Al-Mustakfi was blinded and deposed.
Bu süre zarfında müstakbel eşi Victoria ile tanıştı.
During this time, Galustyan also met his future wife, Victoria.
müştak ile daha fazla örnek cümle →