Kavalı kulaktan çalıyor.
He plays the kaval by ear.
Piyanoyu kulaktan duyma çalar.
She plays piano by ear.
Dan'in boğazı neredeyse kulaktan kulağa kesildi.
Dan's throat was cut almost from ear to ear.
Tsujii, yeni müzik eserlerini tamamen kulaktan öğrenmektedir.
Tsujii learns new musical works strictly by ear.
Kulaktan kulağa yayılıyor ve dolayısıyla bu bir yaygın eğitim ürünü.
It's taught [by] word of mouth, and it's an informal education system around this.
Amerikalıları ülkeye getirdiğimizde, söz kulaktan kulağa yayılacaktır.
Once we bring Americans to the country, they will spread the word.
Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse gözlerimle gördüm seni.
I had heard of you by the hearing of the ear, but now my eye sees you.
kulaktan ile daha fazla örnek cümle →