kulaklı

adj
C2 seviye
TR → EN
"kulaklı" kelimesinin İngilizcesi: eared, eared. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelearedadj
Geneleared

Görsel

Sevimli kıvrık kulaklı tavşan portresi - evcilKısa kulaklı baykuş uçuşu - çimenlikte doğaUzun kulaklı baykuş portreti - doğa fotoğrafıSevimli cüce tavşan portresi - uzun kulaklı

Tanım

•iki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tencere, kazan vb.
•kulağa benzer çıkıntısı olan
•Kulağı herhangi bir biçimde olan.
•Sakarya ili Kaynarca ilçesine bağlı bir köy.
•sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir çeşit yatağan
•yaprak, brakte veya taç yaprak tabanının iki yanında bulunan yuvarlak veya değişik şekillerde olabilen eklentiler (bitkibilim)
•Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap
•Kulağa benzer çıkıntısı olan

Diğer Dillerde

Fransızcaoreillard
eared (having a specified type of ear)
çekim: çoğul oreillards
eş: oreillu
köken: From oreille + -ard.
Des écouteurs. — Telefon kulaklığı.
İspanyolcaorejón, orejudo /oɾeˈxon/
big-eared · absent-minded
çekim: çoğul orejones
eş: orejudo
köken: From oreja + -ón.
Se sacó el audífono. — Kulaklığını çıkarmış.
Portekizceorelhudo /o.ɾeˈʎu.du/
big-eared, long-eared
köken: From orelha (“ear”) + -udo. Compare Spanish orejudo.
Ele tirou o fone de ouvido. — Kulaklığını çıkarmış.
Korece귀의
이건 전화기 헤드셋이에요. — Telefon kulaklığı.
Fince-korvainen /-ˌkorʋɑi̯nen/
-eared; forms adjectives describing the amount or qualities of ears
köken: korva + -inen
aile: kaksikorvainen, kovakorvainen, pystykorvainen, tarkkakorvainen
Puhelimen kuulokkeet. — Telefon kulaklığı.
isokorvainen
Macarcafüles /ˈfylɛʃ/
eared, having ears · with a handle, with handles (container)
çekim: çoğul fülesek
köken: fül (“ear”) + -es (adjective-forming suffix)
aile: fülesbagoly, szamárfüles
Telefonos headset. — Telefon kulaklığı.
Katalancaorellut /o.ɾəˈʎut/
having large ears
köken: From orella (“ear”) + -ut.
Galceclustiog /ˈklɨ̞sdjɔɡ/
eared, eary, having ears
çekim: karşılaştırma mwy clustiog · üstünlük mwyaf clustiog
köken: From clust (“ear”) + -iog.
aile: gwyach glustiog, morlo clustiog, pryf clustiog, suran clustiog, tylluan glustiog, ystlum clustiog

Etimoloji

kulak + -lı

Örnek Cümleler

Kulaklığı tak.
Put the headphone on.
Kulaklığını çıkar.
Take your headphones off.
Telefon kulaklığı.
Telephone headset.
Kulaklıklığın var mı?
Do you have earphones?
Tom kulaklık takıyor.
Tom is wearing headphones.
Tom duyarsız kulaklı.
Tom is tone deaf.
Kulaklığını çıkarmış.
He took the earphone off.
Kulaklıkları bana ver.
Give me the headphones.
Son model kulaklıklar.
The Iatest earphones.
- Kulaklıkta ne duydun?
What did you hear in the headphones? Tangles!
Bir Kısa Kulaklı Baykuş
A short-eared owl
O kulaklıklar çalışmıyor.
Those earphones don't work.
kulaklı ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelhorned grebe
Genellong eared owl
Genelhorned lark