Kulağıma bağırma.
Don't scream in my ear!
Kulağıma fısıldadı:
And he whispered in my ear.
Alıcıyı kulağıma taktım.
I put the receiver to my ear.
Kulağıma bağırmayı bırak.
Stop yelling in my ear.
O onu kulağıma fısıldadı.
She whispered it in my ear.
Cevabı kulağıma fısıldadı.
He whispered the answer in my ear.
Tom'a ne olduğu asla kulağıma gelmedi.
I never did hear what happened to Tom.
Şu an dediklerin kulağıma böyle geliyor!
That's what it sounds like you're saying right now.
Kulağıma tutda yemek yerken konuşabileyim
Hold it to my ear so I can speak eating.
Bu da kulağıma tatlı bir anlaşma gibi geliyor.
And that sounds like a sweet deal to me!
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı.
"Yes!", he whispered in my ear with his charming voice.
Hepsi kulağıma öyle gerçek dışı ve uzak geliyor ki.
It all seems so unreal and faraway; in my mind that big Yugoslavia seems to never have existed.
kulağıma ile daha fazla örnek cümle →