kokuşmuş
C1 seviye
TR → EN
"kokuşmuş" kelimesinin İngilizcesi: fetid, foetid. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfetid, foetid
Tanım
•kokuşmak fiilinin bildirme kipi öğrenilen geçmiş zaman 3. teklik şahıs olumlu çekimi
Örnek Cümleler
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.
It was an amazingly smelly city.
Çiftçiler için kokuşmuş, zararlı bir ottu.
To farmers it was a stinking, noxious weed.
İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!
There will be boiling water for them and cold, clammy, fetid drink to taste,
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.
There's something fishy about him. I feel it in my gut, and it doesn't lie.
Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.
Then let them taste it, a boiling fluid and dirty wound discharges.
Oradaki herhangi birisi gibi kokuşmuş ve depresyondaydım.
I was as smelly and as depressed as anyone in line.
İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.
There will be boiling water for them and cold, clammy, fetid drink to taste,
Çürümüş renkteki derisi, sivilce ve sürekli kokuşmuş kan akan varisli damarlarla kaplıdır.
Her bruise-coloured skin, covered in pimples and varicose veins, constantly seeped with foul blood.
Mayıs 2007'de, bir televizyon muhabirine "kokuşmuş çingene" dediği bir kaset ortaya çıktı.
In May 2007, a tape surfaced in which he was heard calling a TV reporter "a stinking gypsy".
Yerel balık işleme tesisinden tonlarca ve tonlarca kokuşmuş, çürümüş balık leşlerini temizledik.
We cleared tons and tons of stinking, rotting fish carcasses from the local fish processing plant.
Eğer dokunulmazlık Hinduzim'in bir parçası olabiliyorsa, ya kokuşmuş bir parçasıdır ya da bir urdur.
If untouchability could be a part of Hinduism, it could but be a rotten part or an excrescence.