kokuşmuş ile cümle
kokuşmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer dokunulmazlık Hinduzim'in bir parçası olabiliyorsa, ya kokuşmuş bir parçasıdır ya da bir urdur.If untouchability could be a part of Hinduism, it could but be a rotten part or an excrescence.
Çürümüş renkteki derisi, sivilce ve sürekli kokuşmuş kan akan varisli damarlarla kaplıdır.Her bruise-coloured skin, covered in pimples and varicose veins, constantly seeped with foul blood.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.There's something fishy about him. I feel it in my gut, and it doesn't lie.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.It was an amazingly smelly city.
Yerel balık işleme tesisinden tonlarca ve tonlarca kokuşmuş, çürümüş balık leşlerini temizledik.We cleared tons and tons of stinking, rotting fish carcasses from the local fish processing plant.
Oradaki herhangi birisi gibi kokuşmuş ve depresyondaydım.I was as smelly and as depressed as anyone in line.
İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!There will be boiling water for them and cold, clammy, fetid drink to taste,
İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.There will be boiling water for them and cold, clammy, fetid drink to taste,
Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.Then let them taste it, a boiling fluid and dirty wound discharges.
Mayıs 2007'de, bir televizyon muhabirine "kokuşmuş çingene" dediği bir kaset ortaya çıktı.In May 2007, a tape surfaced in which he was heard calling a TV reporter "a stinking gypsy".
Çiftçiler için kokuşmuş, zararlı bir ottu.To farmers it was a stinking, noxious weed.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.Dort wurde sie mit Palmblättern getarnt, um sie vor Luftangriffen zu schützen.
Eğer dokunulmazlık Hinduzim'in bir parçası olabiliyorsa, ya kokuşmuş bir parçasıdır ya da bir urdur.Si l'intouchabilité pouvait être une partie de l'hindouisme, ce serait une partie pourrie ou une excroissance.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.Ces chambergos étaient destinés à protéger le matador du soleil.
“Haa… kokuşmuş insanlar!”Mondo pazzo... gente matta!
O çöp dolu odanın kokuşmuşluğuna katlanamadık.No pudimos soportar la fetidez de aquella habitación repleta de basura.
Bu olay, Fransız Devrimi'ne giden yolda, halkın gözündeki monarşinin kokuşmuşluğu inancını pekiştirdi.Significa que nuestra transición de la monarquía a la democracia es difícil.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.I campi erano delimitati da siepi per proteggerli dal calpestio degli animali selvatici.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.استخدم الإنسان تلك اللشحوم بشكل لحمايته من المناخ القاسي.
Çürümüş, kokuşmuş yemler.افرازات مهبلية ذات رائحة كريهة.
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Os frutos lisos, avermelhados.
“Haa… kokuşmuş insanlar!”Scheer je weg vies mens!".
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Den har ildelugtende stinkkirtler.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.Piltrærne ble plantet for å forsterke dammens beskyttelsesvoller.
“Haa… kokuşmuş insanlar!”「嫌な人たち。
“Haa… kokuşmuş insanlar!”“나쁜 사람들!
“Haa… kokuşmuş insanlar!”הו רשעות מתועבת!"
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Ядлива и много вкусна гъба.
“Haa… kokuşmuş insanlar!”Prugasti praseći smrdljivac (lat.
“Haa… kokuşmuş insanlar!”Smradľavá voda . .
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Sultys rūgščios, negausios.
Maskeler, onları kokuşmuş havadan korumak için tasarlanmıştı.Snapelis buvo taip suprojektuotas, kad apsaugotų akis nuo saulės.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.다른 더미들은 전부 썩고, 냄새가 났는데 말이죠.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.Toiset kolme olivat elottomia, synkkiä ja löyhkääviä.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.בעוד ששלוש הערימות האחרות היו מתות, כהות ומסריחות.
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.بينما الأكوام الثلاثة الأخرى كانت مينة، مظلمة و ذات رائحة كريهة
Diğer üç öbekse ölü, kararmış ve kokuşmuştu.多環芳香族炭化水素は
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Da' artistul ăsta... se ascunde bine. O să fie cam dificil.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Er zit een reukje aan hem. Ik voel het in mijn buik, en die liegt niet.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Hay algo falso en él, me lo dice mi instinto y nunca me falla.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Il y a quelque chose de louche chez lui, je le sens dans mes entrailles, et ça ne ment pas.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Valami bűzlik körülötte, érzem a torkomban, és az nem hazudik.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.Есть в нем что-то гнилое, нутром чую, а уж оно меня не обманет.
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor..יש משהו חשוד בו .אני מרגיש את זה
İçi kokuşmuş olsa da dışarı hiç koku yaymıyor.لكن هذا الفنان يتخفى جيدا وسيكون الأمر صعب
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Było to bardzo śmierdzące miasto.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.C'était une ville qui puait de façon étonnante.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.De stad stonk ontzettend.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Elképesztően büdös volt a város.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Era uma cidade espantosamente mal cheirosa.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Era una città incredibilmente puzzolente.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Era una ciudad con olores desagradables por todas partes.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Era un oraş incredibil de urât mirositor.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Es war eine extrem übelriechende Stadt.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.런던은 지독한 악취를 풍기는 도시였어요. 이건 배설물 구덩이 때문만은 아니라
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Kota ini benar-benar bau.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Mesto je imelo neverjetno neprijeten vonj.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Бил изумително миризлив град.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.Это был удивительно зловонный город.
İnanılmaz derecede kokuşmuş bir şehirdi.וכל החומר הזה הצטבר למעשה עד לדרגה