Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
These confusion lasted until 1923.
Suriye kargaşalık ve anarşi içine girdi.
The situation in Iraq became chaotic and anarchic.
Bundan sonra şehirde içsel kargaşalık çıktı.
The next day things have calmed down in the city.
Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar.
Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
About that time there arose no small stir concerning the Way.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.
For they said, "Not during the feast, because there might be a riot of the people."
Ama, ‹‹Bayramda olmasın ki, halk arasında kargaşalık çıkmasın›› diyorlardı.
But they said, "Not during the feast, lest a riot occur among the people."
Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.
Unless you do the same there will be discord in the land and anarchy.
Hükümet uzak kesimlere çok yavaş erişebildi ve sınır bölgelerinde sık sık kargaşalık yaşandı.
Waldron sent forces that attacked the Mi'kmaq in Acadia.
kargaşalı ile daha fazla örnek cümle →