O kıvrak zekalı bir adam.
He is a quick-witted man.
Kıvrak ve ayağına çabuktu.
He suddenly got to his feet.
Tom kıvrak zekalı, değil mi?
Tom is quick-witted, isn't he?
Bir sapı yoktu ama kıvraktı.
There were no clouds but there was lightning.
O, kıvrak zekalı bir adamdır.
He is a man of wit.
Mina'nın sesi kıvrak bir soprano olup üç oktavlık aralığa sahiptir.
Mina is a soprano with great agility and a range of three octaves.
"Sağlıklı vücuda, kıvrak zekaya ve uysal fıtrata sahip olandır."[1]
"He who has a healthy body, a resourceful mind and a docile nature."[1]
Tarski dışa dönük, kıvrak zekalı, iradeli, enerjik ve keskin dilli idi.
Tarski was extroverted, quick-witted, strong-willed, energetic, and sharp-tongued.
Kıvrak zekalıdır, alaycı ve anlamsız bir espri anlayışı olan ukala bir tiptir.
He is a smart-aleck teenager with a lightning-fast wit and a sarcastic and deadpan sense of humor.
Bu adamı tatmin edemezdiniz. " Yaşlı beyazlar hakkında bir başka şaka daha.Ha ha.Kıvrak zeka.
You couldn't satisfy this guy. "Another joke on old white males. Ha ha.
kıvrak kıvrak ile daha fazla örnek cümle →