O, kırk yılda bir haklı.
He is right once in a blue moon.
Kırk yılda bir çalışırım.
I study once in a blue moon.
Bunu kırk yılda bir yaparız.
We only do this once in a blue moon.
Tom kırk yılda bir geç kalır.
Tom is seldom, if ever, late.
Nadiren, kırk yılda bir, güler.
He seldom, if ever, laughs.
O nadiren, kırk yılda bir, gelir.
He seldom, if ever, comes.
Tom kırk yılda bir Tanrı'ya dua eder.
Tom prays to God once in a blue moon.
Nadiren, kırk yılda bir, berbere gider.
He seldom, if ever, goes to the barber's.
Nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.
He seldom, if ever, goes to the movies.
Nadiren, kırk yılda bir, bir kitap okur.
He seldom, if ever, reads a book.
Ben kırk yılda bir kez kiliseye giderim.
I go to church once in a blue moon.
Ben kırk yılda bir kez restorana giderim.
I go to a restaurant once in a blue moon.
kırk yılda bir ile daha fazla örnek cümle →