Ana içeriğe geç
Sözlük

kırk yılda bir ile cümle

kırk yılda bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
37
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yapılar nadiren, kırk yılda bir, konuşma İngilizcesinde olurlar.These structures would rarely, if ever, occur in spoken English.
Erkek kardeşim nadiren, kırk yılda bir, kiliseye gider.My brother seldom, if ever, goes to church.
Pasif insan nadiren, kırk yılda bir, kendini ifade eder.The passive man seldom, if ever, expresses himself.
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
O, nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Randevularına nadiren, kırk yılda bir, geç kalır.He is rarely, if ever, late for appointments.
O, nadiren, kırk yılda bir sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the cinema.
O nadiren, kırk yılda bir, film seyretmeye gider.He seldom, if ever, goes to see the movies.
O nadiren, kırk yılda bir, gelir.He seldom, if ever, comes.
Çok nadir, kırk yılda bir, kiliseye gider.He seldom, if ever, goes to church.
Nadiren, kırk yılda bir, berbere gider.He seldom, if ever, goes to the barber's.
Nadiren, kırk yılda bir, güler.He seldom, if ever, laughs.
Nadiren, kırk yılda bir, bir kitap okur.He seldom, if ever, reads a book.
Nadiren, kırk yılda bir, Fransızca konuşurlar.They seldom, if ever, speak in French.
Onlar nadiren, kırk yılda bir, birbirleriyle tartışırlar.They seldom, if ever, quarrel with each other.
Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.She seldom, if ever, goes to movies by herself.
Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.She rarely, if ever, goes out of town.
Nadiren, kırk yılda bir, on birden önce yatmaya gider.She seldom, if ever, goes to bed before eleven.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
Nadiren, kırk yılda bir, gece geç saatlere kadar telefonda konuşurum.I rarely, if ever, talk on the phone till late at night.
O, kırk yılda bir haklı.He is right once in a blue moon.
Ben kırk yılda bir kez kiliseye giderim.I go to church once in a blue moon.
Ben kırk yılda bir kez restorana giderim.I go to a restaurant once in a blue moon.
Kırk yılda bir Tatoeba'da cümleler yazarım.I write sentences on Tatoeba once in a blue moon.
Kırk yılda bir çalışırım.I study once in a blue moon.
Tom kırk yılda bir Tanrı'ya dua eder.Tom prays to God once in a blue moon.
Tom kırk yılda bir saçını tarama zahmetine katlanır.Tom seldom bothers to comb his hair.
Böyle bir fırsat ancak kırk yılda bir gelir.A chance like this only comes along once in a blue moon.
Tom kırk yılda bir geç kalır.Tom is seldom, if ever, late.
Bunu kırk yılda bir yaparız.We only do this once in a blue moon.
İrem Derici) (Söz: Gökhan Şahin Müzik: Emrah Karaduman) Kırk Yılda Bir Gibisin (feat.The 68:4 verse of the Quran says: 'And you are surely on exalted quality of character'.
Tom kırk yılda bir Tanrı'ya dua eder.Tom betet nur alle heiligen Zeiten.
İrem Derici) (Söz: Gökhan Şahin Müzik: Emrah Karaduman) Kırk Yılda Bir Gibisin (feat.قال: فيفتح لهم فيقيلون فيه أربعين عاماً قبل أن يدخلها الناس».
O, kırk yılda bir haklı.Kerrankin hän on oikeassa.
Uzun aralıklarla, kırk yılda bir işlenen bu cinayetlerin üzerinde o güne dek fazla durulmamıştı.Jos eilės karčiai kalba apie blogą elgesį su ja per tuos metus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod