[Kılıçlarını Beats]
[Beats down their swords.]
Kılıçlarını görüyoruz.
They've got swords.
Onların kılıçları çatıştı.
Their swords clashed.
Onun kılıçları ve parası var.
He has swords and purse.
Japon kılıçları günümüzde oldukça zor bulunur.
This Japanese grenade is extremely hard to find today.
‹‹Şimonla Levi kardeştir, Kılıçları şiddet kusar.
"Simeon and Levi are brothers. Their swords are weapons of violence.
Fransızların kılıçları da demirdi, fakat biraz daha ağırdı.
The French van also took a beating, although it was less severe.
Kalemleri, mızraklarımızı ve kılıçlarımızı parçalara ayırırdı.
His pens used to break our lances and swords to pieces.
Ama kılıçları kendi yüreklerine saplanacak, Yayları kırılacak.
Their sword shall enter into their own heart. Their bows shall be broken.
Çocuklarıyla ve kadınlarıyla kılıçlarımız altında can verdiler.
It died beneath our free sword, with its women and its children.
Menajerimi ara ve turumu iptal et. Kılıçların Fırtınasını okumalıyım.
I like Robb Stark but I like the dwarf more.
Kılıçları yukarı kaldırmış durumdaki babada da duygu belirtisi yoktur.
Even the father, who holds up three swords, shows no emotion.
kılıçları ile daha fazla örnek cümle →