iltihaplanma

TR → EN

Tanım

•isim: İltihaplanmak işi; yangılanma

Örnek Cümleler

Tom akciğer iltihaplanmasından öldü.
Tom died from pneumonia.
Bu işlem hem bakteri hem de iltihaplanma önleyicidir.
This has both anti-bacterial and anti-inflammatory properties.
Bir diğer açıklama, bir kıl dönmesinin iltihaplanması olduğudur.
A further explanation is that he sough to cover up a bald spot.
Anüs bölgesinde yapılan piercing'ler bazen kronik iltihaplanmalar yaratabilir.
Daemons such as cron may also perform defined tasks at scheduled times.
FGF23 üretimi ve parçalanması, demir eksikliği ve iltihaplanma sonucunda artar.[1]
FGF23 expression and cleavage is promoted by iron deficiency and inflammation.[1]
Periodontitis, periodonsiyumun, yani dişe komşu destek dokuların iltihaplanmasıdır.
Periodontitis is an inflammation of the periodontium, i.e., the tissues that support the teeth.
Bunlar böbrek iltihaplanmasını, lezyonları ve böbrek ağırlığının artmasını içeriyor.
These include kidney inflammation and lesions and increased kidney weight.
Hepatit B virüsü karaciğeri enfekte eder ve hepatit adı verilen bir iltihaplanmaya neden olur.
The hepatitis B virus infects the liver and causes an inflammation called hepatitis.
Deri biyopsilerinde saç foliküllerinin etrafında lenfositik ve eozinofilik iltihaplanma görülür.
Skin biopsies reveal lymphocytic and eosinophilic inflammation around the hair follicles.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.
Human parainfluenza virus typically results in inflammation of the nose, throat, and bronchi.
Genellikle, dişin içinde ve/veya altında bir miktar iltihaplanma ve/veya enfeksiyon zaten mevcuttur.
Usually, some inflammation and/or infection is already present within and/or below the tooth.
iltihaplanma ile daha fazla örnek cümle →