Tom Boston'a gidebilmek için para biriktiriyor.
Tom has been saving up money so he can go to Boston.
Avustralya'ya gidebilmek için tasarruf yapıyorum.
I'm saving up so that I can go to Australia.
Mary Japonya'ya gidebilmek için para biriktiriyor.
Mary is saving money so she can go to Japan.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsun
On the one hand you want the security in order to be able to go.
Tom Avustralya'ya gidebilmek için para biriktiriyor.
Tom is saving up money so he can go to Australia.
Tom, Avustralya'ya gidebilmek için para biriktiriyor.
Tom is saving money so he can go to Australia.
Tom yurt dışına gidebilmek için para tasarrufu yapıyor.
Tom is saving money so he can go abroad.
Oraya gidebilmek için aracılara binlerce dolar ödüyorlar.
They pay a middle-man thousands of dollars to be there.
Park Street'e gidebilmek için kaç numaralı otobüse bineceğim?
What number bus do I take to get to Park Street?
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.
He couldn't get on the bus, he had to go home and get cleaned up to get to the airport.
19 yaşında. Hayali üniversiteye gidebilmek ve kardeşlerine bakabilmek.
She's 19; her dream is to go to college to be able to support them.
Erişkin olmayan kuşlar kıyılardan içerideki göllere de gidebilmektedir.
Exhausted birds may turn up inside homes.
gidebilmek ile daha fazla örnek cümle →