O, noktayı geriyor.
That's stretching the point.
Neden ödemem geriyor?
Why should I pay?
Yabancılar Tom'u geriyor.
Outsiders make Tom nervous.
Bu tür müzik beni geriyor.
This kind of music makes me nervous.
Kamuda konuşmak beni geriyor.
Speaking in public makes me nervous.
O bıçağı bırak. Beni geriyorsun.
Put that knife down. You're making me nervous.
Tom hapishanede otuz yıla göğüs geriyor.
Tom is facing up to thirty years in prison.
Tom ve Mary'nin suç çılgınlığı birden fazla eyaleti geriyor.
Tom's and Mary's crime spree stretch multiple states.
Dikkat ederseniz, hala m elemanım var ve küme hala V'yi geriyor. -
Notice I still have exactly m elements, and this still spans V.
Dört vektör varken, bu dört vektör de A'nın sütun uzayını geriyordu. -
When I had four vectors, they also spanned the column space of A.
Bu kategorilerin düşündüğümüzden çok daha fazla değişken olması beni geriyor.
Understanding that these categories are really much more unstable than we thought makes me tense.
Bu basit soru, Sırbistan ile kuzey Kosova'daki yetkililer arasındaki ilişkileri geriyor.
That simple question is straining ties between officials in Serbia and northern Kosovo.
geriyor ile daha fazla örnek cümle →