güneşlenme
noun
TR → EN
Görsel


Çekim Tablosu
Belirtme (-i)güneşlenmeyi
Yönelme (-e)güneşlenmeye
Bulunma (-de)güneşlenmede
Çıkma (-den)güneşlenmeden
Tamlayan (-in)güneşlenmenin
Çoğul (-ler)güneşlenmeler
Tanım
•güneşlenmek işi
•Vücudun her yanını veya bir bölümünü güneş ışınlarına tutma işi veya durumu
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Güneşlenmek istiyordum.
I wanted to sunbathe.
Yazın güneşlenmeyi sever.
Me gusta el verano.
Güneşlenmeyi severler, kim sevmez ki?
They like to sunbathe, can't blame them.
Ortalama güneşlenme süresi 1800 saattir.
The average annual sunshine is 1800 hours.
"Anı yaşıyorum, şuanda çalışmak yerine, güneşlenmek istiyorum" gibi.
"I don't want to work now, I live in the moment and want to sunbathe instead".
1940'lı yıllarda dergilerde verilen reklamlar güneşlenmenin teşvikine yol açtı.
In the 1940s, advertisements started appearing in women’s magazines which encouraged sunbathing.
Kayak pistlerinin yakınında büfeler, güneşlenme noktaları ve dükkanlar bulunuyor.
Close to the ski tracks are refreshment kiosks, sunbathing spots and shops.
William öğleden sonraki yürüyüşleri sırasında sıcak güneş ışığında güneşlenmeyi sever.
William loves to bask in the warm sunshine during his afternoon walks.