Gümrüksüz satış mağazası nerede? 🔊
Where is the duty-free shop? 🔊
Gümrüksüz ithalata da son verildi. 🔊
The customs-free imports were also terminated. 🔊
Bu bir gümrüksüz-mallar mağazası mı? 🔊
Is this a duty-free shop? 🔊
Burada gümrüksüz şeyler alabilir miyim? 🔊
Can I buy things here duty-free? 🔊
Gümrüksüz mağazalardan herhangi bir şey almadım. 🔊
I didn't buy anything at the duty-free shops. 🔊
Yeni gümrüksüz şeker ihracatı kotası yılda 180 bin ton olarak belirlendi. 🔊
The new duty-free export quota is 180,000 tonnes of sugar annually. 🔊
Tom gümrüksüz mallar mağazasından bir şişe votka ve birkaç parfüm satın aldı. 🔊
Tom bought a bottle of vodka and some perfume at the duty-free shop. 🔊
Tercihler, bölgeden bloğa ürünlere gümrüksüz erişim olanağı sağlayacak. [Reuters] 🔊
The preferences will allow duty-free access of products from the region to the bloc. [Reuters] 🔊
1980'lerde check-in, ikram ve gümrüksüz satış mağazalarına daha fazla yatırım aldı. 🔊
The 1980s saw further investment in check-in, catering and duty-free shops. 🔊
Gümrüksüz satışların yapıldığı "Duty Free" mağazalarınında önemli bir tedarikçisidir.[1] 🔊
The company is in the top 3 suppliers of vodka in duty free shops in the world[1]. 🔊
Anlaşma, Sırbistan'da üretilmiş otomobillerin gümrüksüz olarak ihracatına olanak sağlıyor. 🔊
The treaty allows duty-free export of cars made in Serbia. 🔊
Belgrad Havaalanı'ndaki bir büyük değişiklik de artık gümrüksüz mal satan dükkanların olmaması. 🔊
At the Belgrade Airport, one major difference is that there are no longer any duty-free shops. 🔊
gümrüksüz ile daha fazla örnek cümle →