Ana içeriğe geç
Sözlük
/
gözünüzün

gözünüzün

C2 seviye
TR → EN

Tanım

•göz (ad) sözcüğünün ikinci çoğul şahıs tamlayan tekil çekimi

Etimoloji

göz + -ü + -nüz + -ün

Örnek Cümleler

Farzedinki bu gözünüzün arka kısmı.
Imagine that this is the back of your eye, okay?
Gözünüzün uç kenarlarını bu şekilde çizin.
Gözünüzün uç kenarlarını bu şekilde çizin.
Gözünüzün yağını yiyeyim, bana biraz su verin.
I beg you to give me a little water.
Hemşire, bu hastayı gözünüzün önünden ayırmayın.
Sister, don't let this patient out of your sight.
Gözünüzün önünde değilken onları düşünmüyorsunuz.
When they are not in front of your eyes you don't think about them.
Kolajenin yapısının değiştiği tek yer ise gözünüzün korneası.
And the only place that collagen changes its structure is in the cornea of your eye.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.
I took hold of the two tables, and cast them out of my two hands, and broke them before your eyes.
İnsanlar gözünüzün içine baktıklarında iyi olup olmadığınızı görebilir.
People can see in your eyes whether you are OK or not.
Gözünüzün iç köşelerini parlaklaştırın ve kaybolması için etrafına yayın.
Gözünüzün iç köşelerini parlaklaştırın ve kaybolması için etrafına yayın.
Ürün pazar uyumunu duyduğunuz zaman gözünüzün önüne kanvası getirin ve...
And when you hear the phrase product market fit, just simply visualize the canvass and go,
Bluetooth ya da WiFi olarak, gözünüzün arkasına bir görüntü yansıtıyorlar.
BlueTooth, WiFi available -- beams back images to your eye.
Genelde iyi fikirler gözünüzün önünde başlar ama onları bir şekilde görmezden gelirsiniz.
Often, the good ideas are so staring-at-you-right-in-the-face that you kind of miss them.
gözünüzün ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod