Eğlenceyi pek sevmez.
So it's not like it's fun.
Tom bütün eğlenceyi ıskalıyor.
Tom is missing all the fun.
Atları korur, eğlenceyi sever.
He likes sports and games, as well as traveling.
Asla işle eğlenceyi karıştırma.
Never mix business with pleasure.
İkizler eğlenceyi ikiye katlıyor.
Twins double the fun.
Eğlenceyi kaçırdığım için üzgünüm.
I'm sorry I missed the fun.
Şu an eğlenceyi değiştirmek çok zor.
It's the formidable thing that is changing entertainment now.
Ne yazık ki, bütün eğlenceyi kaçırdım.
Unfortunately, I missed all the fun.
Tom eğlenceyi çok seven genç bir adamdır.
Tom is a very fun-loving young man.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.
This experience occasioned considerable fright, and a very humorous conversation ensued.
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız. Selam dur!
Kim Moo Yeol You will experience laughter and fun while watching the musical salute
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.
OK? Probably because they had all the fun and I didn't, you know.
eğlenceyi ile daha fazla örnek cümle →