İkizler eğlenceyi ikiye katlıyor.Twins double the fun.
Ne yazık ki, bütün eğlenceyi kaçırdım.Unfortunately, I missed all the fun.
Eğlenceyi kaçırdığım için üzgünüm.I'm sorry I missed the fun.
Tom bütün eğlenceyi ıskalıyor.Tom is missing all the fun.
Asla işle eğlenceyi karıştırma.Never mix business with pleasure.
Tom eğlenceyi çok seven genç bir adamdır.Tom is a very fun-loving young man.
Atları korur, eğlenceyi sever.He likes sports and games, as well as traveling.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.This experience occasioned considerable fright, and a very humorous conversation ensued.
Eğlenceyi pek sevmez.So it's not like it's fun.
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız. Selam dur!Kim Moo Yeol You will experience laughter and fun while watching the musical salute
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.OK? Probably because they had all the fun and I didn't, you know.
Şu an eğlenceyi değiştirmek çok zor.It's the formidable thing that is changing entertainment now.
Atları korur, eğlenceyi sever.Le gustan los caballos y cabalgar en ellos.
Her tür eğlenceyi çok severdi.Любит всякие вечеринки.
Atları korur, eğlenceyi sever.تحب اللألئ والخيول والحدائق.
Atları korur, eğlenceyi sever.Hij houdt van spelletjes en van gezelligheid.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Deze ingrijpende gebeurtenis zorgde ervoor dat de emoties buitengewoon hoog opliepen.
Eğlenceyi nasıl buluyorsun?Wat vind je van het feestje?
Eğlenceyi çok sever ve her an huysuzluk yapar.Kocha to co robi, dlatego każdego dnia tryska humorem.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Ten zamierzony rozdźwięk dawał zaskakujący efekt dramaturgiczny.
Atları korur, eğlenceyi sever.Uwielbiał polowania, gry oraz zabawy.
Atları korur, eğlenceyi sever.Má rád hry a pohyb.
Her tür eğlenceyi çok severdi.Má rád veškeré typy pohybu.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Această puternică repetarea culminează cu o disonanță terifiantă.
Atları korur, eğlenceyi sever.Szereti a kalandokat, az örömöt.
Eğlenceyi çok sever ve her an huysuzluk yapar.Του αρέσει να τρώει σαχλαμάρες όλη την ώρα και κλαίει με το παραμικρό.
Atları korur, eğlenceyi sever.Dia menyukai kuda, memelihara, dan menungganginya.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Abjeksi selanjutnya menimbulkan juga kenikmatan yang menyimpang.
Clarence: Eğlenceyi seven, son derece sevimli ve tombul 9 yaşında bir çocuktur.純粋無垢で茶目っ気があり、好奇心旺盛な9歳の男子。
Eğlenceyi çok sever ve her an huysuzluk yapar.他不慌不忙,享受着过程中的每一刻。
İkisi de gençliklerinde içki ve eğlenceyi çok seven, edebiyata düşkün, hazcılığı benimsemiş kimselerdir.하고는 화분마다 각각 술 두 잔씩을 따라 주고 자신도 마시고, 주거니 받거니 하다가 신용개도 또한 취하였다.
Atları korur, eğlenceyi sever.동물을 좋아하고 취미로 봉사활동을 하고 있다.
Eğlenceyi çok sever ve her an huysuzluk yapar.Mrzi sve sportove, ali zato obožava provoditi sate i sate ljenčareći.
Anlaşılıyor mu? Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.Provavelmente porque eles tinham-se divertido e eu não.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Divertismentul -- iubesc divertismentul dar de fapt, instrumentul în sine nu este foarte distractiv.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Entertainment -- ik hou van ontspanning, maar het instrument zelf is eigenlijk niet zo ontspannend.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Entretenimento — adoro o entretenimento, mas este instrumento por si só, não é muito divertido.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Giải trí -- Cháu thích giải trí, nhưng thật ra, nhạc cụ tự bản thân nó không giải trí cho lắm.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Hiburan -- saya menyukai hiburan namun sebenarnya, instrumen itu sendiri tidak begitu menghibur
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Intrattenimento - Amo l'intrattenimento ma, di fatto, lo strumento in sé non è molto divertente.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.오락 -- 저는 오락을 좋아합니다. 그러나 악기 그 자체는 그다지 즐겁지 않습니다.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Rozrywka - uwielbiam rozrywkę, ale tak naprawdę ten instrument sam w sobie nie jest zbyt rozrywkowy.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Szórakoztatás -- szeretem a szórakoztatást, de igazából maga a hangszer nem túl szórakoztató.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Unterhaltung - ich liebe Unterhaltung, aber eigentlich ist das Instrument selbst gar nicht so unterhaltend.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Viihde - rakastan viihdettä, mutta soitin itsessään ei ole kovinkaan viihdyttävä.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Zábava, miluji zábavu, ale vlastně samotný nástroj není velmi zábavný.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Ψυχαγωγία -- Αγαπάω τη ψυχαγωγία αλλά το όργανο από μόνο του δεν είναι και πολύ ψυχαγωγικό.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Забавление -- Обичам забавлението, но всъщност, самият инструмент не е много забавен.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.Развлечения - Я люблю развлечения, но на самом деле, сам инструмент не очень развлекает.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.בידור -- אני אוהבת בידור אבל למעשה, הכלי עצמו לא ממש מבדר.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.الترفيه -- أنا أحب الترفيه لكن في الواقع، فأن الآلة نفسها ليست ممتعة للغاية.
Eğlence - eğlenceyi severim. ama aslında, bu enstrüman kendi başına çok eğlenceli değildir.でも 楽器自体が 楽しいわけではありません 初めてバイオリンを手にして
Eğlenceyi umursamazlarNO SE PREOCUPAN DE LOS DEMAS....
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız.Kim Moo Yeol Kalian akan merasakan tawa dan kegembiraan selama menonton musikal ini
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız.كيم موو يوسوف تختبرون الضحك والمرح بينما انتم تشاهدون المسرحية الموسيقية
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.왜냐면 그들은 다들 즐거웠지만 전 아니였으니까요.
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.OK?
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.OK? Probabil fiindcă ei avuseseră parte de toată distracția și eu nu, vă dați seama.
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.OK? Probabilmente perché loro si erano divertiti un sacco ed io no, sapete.
Muhtemelen onların eğlenmiş ve benim bütün eğlenceyi kaçırmış olmamdan dolayı, anlarsınız.OK? Probablement parce qu'ils s'étaient bien amusés et moi pas, vous savez.