Ana içeriğe geç
Sözlük
/
dereotu

dereotu

noun
TR → EN
"dereotu" kelimesinin İngilizcesi: dill, anet, dill, dill, dill. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldillnoun
Genelanetnoun
Geneldill
Geneldill
Geneldill

Görsel

Dereotu bitkisi yakın çekim - taze baharatAhşap Sunum Tahtasında Yoğurtlu Salatalık Mezesi ve Taze DereotuTaze Dereotu ve Limon Dilimleriyle Süslenmiş Marine Alabalık HazırlığıTaze Salatalık Dilimleri Üzerinde Domates ve Dereotu ile Sağlıklı Atıştırmalık

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)dereotunu
Yönelme (-e)dereotuna
Bulunma (-de)dereotunda
Çıkma (-den)dereotundan
Tamlayan (-in)dereotunun
Çoğul (-ler)dereotları

Tanım

•isim, bitki bilimi: Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)

Diğer Dillerde

AlmancaDill, Dillgurke, saure Gurke (eril) /dɪl/
dill (herb of the species Anethum graveolens)
çekim: çoğul Dille · tamlayan Dilles
eş: Gurkenkraut, meißnisch, osterzgebirgisch, Dille, Anethum graveolens
köken: With Central German consonantism from Middle High German tille, from Old High German tilli, from Proto-West Germanic *dili.
aile: Lahn-Dill-Kreis
Fransızcaaneth, aneth odorant (eril) /a.nɛt/
dill (herb)
çekim: çoğul aneths
köken: From Old French anet (ca. 1300), a borrowing from Latin anēthum, from Ancient Greek ἄνηθον (ánēthon).
Toute la famille va venir goûter les plats. — Bütün halk dereotu yiyerek kendini uyuşturmaktadır.
İspanyolcaeneldo (eril) /eˈneldo/
dill (herb)
çekim: çoğul eneldos
eş: hinojo hediondo, abesón
köken: From earlier aneldo, inherited from Old Spanish aneldo, from Vulgar Latin *anēthulum (after metathesis), diminutive of Latin anēthum, from Ancient Greek ἄνηθον (ánēthon). Cognate with Portuguese endro.
İtalyancaaneto (eril) /aˈnɛ.to/
dill (herb)
çekim: çoğul aneti
köken: From Latin anethum, from Ancient Greek ἄνηθον (ánēthon).
Filtra il liquido e mettilo in frigorifero. — Üzerine ince doğranmış dereotu serpiyoruz ve buzdolabına koyuyoruz.
Rusçaботан. укроп (Anethum)
Даже крупную добычу они стараются проглотить целиком. — Bütün halk dereotu yiyerek kendini uyuşturmaktadır.
Arapçaشِبِتّ, شِبِثّ
وكانوا جميعهم يتبعون النظام الغذائي نفسه. — Bütün halk dereotu yiyerek kendini uyuşturmaktadır.
Farsçaشبت, شوید /ʃi.ˈwiːd/
dill
köken: Cognate to Hebrew שֶׁבֶת (šéḇeṯ), Armenian սամիթ (samitʻ), and Arabic شِبِثّ (šibiṯṯ).
Azericeşüyüd /ʃyjyd/
dill
çekim: çoğul şüyüdlər · tamlayan şüyüdün
köken: From Persian شوید (ševid).
Kazakçaаскөк /ɑsˈkɵk/
dill, Anethum graveolens
çekim: çoğul аскөктер · tamlayan аскөктің
köken: ас (as) + көк (kök).
Tatarcaшөет
Felemenkçedille (dişil) /ˈdɪ.lə/
dill (Anethum graveolens)
köken: From Middle Dutch dille, from Old Dutch *dilli, from Proto-West Germanic *dili.
Portekizceaneto (eril) /aˈnɛ.tu/
dill (herb of the species Anethum graveolens)
çekim: çoğul anetos
köken: Borrowed from Latin anēthum, from Ancient Greek ἄνηθον (ánēthon).
Yunancaάνηθος (eril)
dill
çekim: tamlayan άνηθου
Japoncaディル, 蒔蘿 /dʲiɾɯ̟/
synonym of イノンド (inondo, “dill, Anethum graveolens”)
eş: イノンド, 蒔蘿
köken: From English dill.
İsveççedill
dill (herb)
çekim: tamlayan dills
köken: From Old Swedish dil, from Old Norse dylja, from Proto-Germanic *dilja-, of uncertain, non-Indo-European origin, possibly a substrate.
Lehçekoper, koper ogrodowy, koperek (eril) /ˈkɔ.pɛr/
dill (Anethum) · peach fuzz (sparsely grown hair, especially facial hair of a teenager)
çekim: tamlayan kopru
köken: Inherited from Proto-Slavic *koprъ.
Ukraynacaкріп, окрі́п /krʲip/
dill (Anethum graveolens)
çekim: tamlayan кро́пу
köken: From Proto-Slavic *kropъ.
Hintçeसोआ (eril) /soː.ɑː/
dill (type of herb)
çekim: çoğul सोए
köken: From Sanskrit शतपुष्प (śatapuṣpa, “having 100 flowers”).
Fincemaustekurkku, tilli /ˈmɑu̯steˣˌkurkːu/
pickle, pickled cucumber (cucumber preserved in vinegar)
çekim: çoğul maustekurkut · tamlayan maustekurkun
köken: mauste (“spice”) + kurkku (“cucumber”)
Çekçekopr (eril) /ˈkopr̩/
dill (herb)
çekim: çoğul kopry · tamlayan kopru
eş: kopr vonný
köken: Inherited from Old Czech kopr, from Proto-Slavic *koprъ.
aile: kopretina, koprník, koprovka, koprový, kopřiva
Lebku opět natřel našedo a uložil v ledničce. — Üzerine ince doğranmış dereotu serpiyoruz ve buzdolabına koyuyoruz.
Rumencemărar (eril) /məˈrar/
dill (herb)
çekim: tamlayan mărarului
köken: Possibly a substrate word. Alternatively, it may be ultimately linked to Ancient Greek μάραθον (márathon, “fennel”), but is not a direct derivation. Compare Albanian mërajë.
Macarcakapor /ˈkɒpor/
dill (herb)
çekim: çoğul kaprok
köken: From a Slavic language, from Proto-Slavic *koprъ.
Adjuk hozzá a kihűlt szirupot, majd hűtsük le a hűtőszekrényben. — Üzerine ince doğranmış dereotu serpiyoruz ve buzdolabına koyuyoruz.
İbraniceשֶׁבֶת רֵיחָנִי, שָׁמִיר
הם לא משתמשים במזגן ואפילו מכבים את המקרר. — Üzerine ince doğranmış dereotu serpiyoruz ve buzdolabına koyuyoruz.
Latinceanēthum
Dancadild
Endonezceadas sowa, dil
Vietnamcathì là, thìa là /tʰi˨˩ laː˨˩/
dill
köken: Sino-Vietnamese word from 蒔蘿 (“dill”).
aile: thì là Ai Cập
Bulgarcaко́пър

Etimoloji

Eski Türkçe

Örnek Cümleler

Tom dereotu turşusu yemedi.
Tom didn't eat dill pickles.
Ben dereotu turşusu yemiyorum.
I don't eat dill pickles.
Dereotu Değirmeni Gayye ( çev transl.
Dill Mill Gayye (transl.
Pancar çorbası genellikle dereotu ve ekşi krema ile süslenir.
Borscht is often garnished with dill and sour cream.
Üzerine ince doğranmış dereotu serpiyoruz ve buzdolabına koyuyoruz.
Remove from heat and put it into refrigerator.
dereotu ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod