deşme

TR → EN
"deşme" kelimesinin İngilizcesi: incision. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelincision

Tanım

•deşmek eyleminin mastarı
•deşmek sözcüğünün ikinci tekil şahıs emir kipi olumsuz çekimi

Diğer Dillerde

AlmancaEinschnitt (eril) /ˈaɪ̯nʃnɪt/
incision · cut, financial cut, cutback
çekim: çoğul Einschnitte · tamlayan Einschnittes
eş: Schnitt, Einkerbung, Furche, Kerbe, Rille, Scharte
köken: From einschneiden.
Die harten Einschnitte zum Schuldenabbau standen in vielen EU-Ländern im Zentrum der Kritik der Demonstranten.
Fransızcaincision (dişil) /ɛ̃.si.zjɔ̃/
incision
çekim: çoğul incisions
köken: First known attestation 1314 in the French translation of Chirurgie by Henri de Mondeville. Learned borrowing from Latin incisiōnem.
Je t'en prie, ne reprenons pas cette conversation. — Vicky lütfen. Bu konuyu bir daha deşmeyelim.
İspanyolcacisura, incisión, incisura (dişil) /θiˈsuɾa/
incision (small cut) · fissure, sulcus
çekim: çoğul cisuras
köken: Semi-learned borrowing from Latin scissura.
aile: cisura de Silvio, cisura lateral
No debemos volver a esta conversación, ¿de acuerdo? — Vicky lütfen. Bu konuyu bir daha deşmeyelim.
İtalyancaincisione (dişil) /in.t͡ʃiˈzjo.ne/
incision · engraving · recording
çekim: çoğul incisioni
eş: fenditura, segno, taglio, ferita, graffio, scalfittura
köken: From Latin incīsiōnem.
Fa mutilare loro le facce di altre persone — Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor.
Rusçaзару́бка, надре́з, разреза́ние
Arapçaشَقّ
...انا لا احاول التحقيق في علاقتك به — Onunla ilişkinizi deşmeye çalışmıyorum...
Portekizceincisão (dişil) /ĩ.siˈzɐ̃w̃/
incision (cut)
çekim: çoğul incisões
köken: Borrowed from Late Latin incīsiōnem.
Vicky, por favor, não podemos ter esta conversa outra vez, está bem? — Vicky lütfen. Bu konuyu bir daha deşmeyelim.
τομή, χαρακιά, εγκοπή
Ποτέ δεν προσπάθησα να μάθω τη σχέση σου μαζί του αλλά... — Onunla ilişkinizi deşmeye çalışmıyorum...
Lehçecięcie (nötr) /ˈt͡ɕɛɲ.t͡ɕɛ/
cutting
çekim: çoğul cięcia · tamlayan cięcia
eş: skaleczenie, blizna, szrama, wyrąb
köken: Etymology tree Polish ciąć Polish -cie Polish cięcie From ciąć + -cie.
Każe im okaleczać twarze ludzi i zmusza ich, żeby zabili własnych rodziców. — Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor. Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.
Finceinsisio, viilto /ˈinsisio/
incision
çekim: çoğul insisiot · tamlayan insision
köken: Internationalism (see English incision).
Rumenceincizie (dişil)
cut, section, incision
çekim: çoğul incizii · tamlayan incizii
köken: Borrowed from French incision.
E ultima oară când discutăm despre asta. — Vicky lütfen. Bu konuyu bir daha deşmeyelim.
Macarcabemetszés
Ne kezdjük elölről ezt a beszélgetést, jó? — Bu konuyu bir daha deşmeyelim.
İbraniceחֲתָךְ
והוא מכריח אותם להרוג את ההורים שלהם — Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor. Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.
Endonezceinsisi /ɪn.ˈsi.si/
incision
çekim: çoğul insisi-insisi
köken: Borrowed from Dutch incisie, from French incision, from Middle French incision, from Late Latin incisiō from the verb incidō (“I cut into”) + action noun suffix -iō.
Dan dia memaksa mereka untuk membunuh orang tua mereka sendiri — Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor. Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.
Bulgarcaразрез, резка (eril) /ˈrazrɛs/
cut, slice, slit · cross-section, section (a cut made through a solid object, usually with the goal of making its inside visible) · behind-the-scenes view, e.g. of a person's or organization's real circumstances; profile, cross-section
çekim: çoğul ра́зрези
köken: Can be viewed as a deverbal from разре́жа (razréža).
Кара ги да обезобразяват лицата на хората. — Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor.
в ра́зрез с
в ра́зрез със зако́на
Katalancaincisió (dişil) /in.si.ziˈo/
incision, cut
çekim: çoğul incisions
köken: Borrowed from Latin incisiōnem.
Gürcüceჭრილი /t͡ʃʼɾili/
incision, rip · cross section
çekim: çoğul ჭრილები · tamlayan ჭრილის
köken: Equivalent of past participle of ჭრა (č̣ra, “to cut”).
Makedoncaза́сек

Örnek Cümleler

Geçmişi deşmek istemiyorum.
I don't want to dredge up the past.
Onunla ilişkinizi deşmeye çalışmıyorum...
I really wasn't intent on digging out how you're related to him...
Acı gerçekle yüzleşmemek için konuyu fazla deşmeye cesaret edemiyorum!
I dare not probe too deeply, lest I uncover the awful truth!
Onları insanların suratlarını deşmeye zorluyor. Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.
And he forces them to kill their own parents
deşme ile daha fazla örnek cümle →