Ana içeriğe geç
Sözlük
/
döven

döven

verb
C2 seviye
TR → EN
"döven" kelimesinin İngilizcesi: flagellant. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelflagellant

Tanım

•At veya öküzün arkasına bağlanan buğday ezmeye yarayan eşya.

Atasözü & Deyim

“Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz”

Diğer Dillerde

İspanyolcaflagelante /flaxeˈlante/
flagellating
çekim: çoğul flagelantes
"No pondrás bozal al buey cuando trilla — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
Rusçaмолотилка (dişil) /məɫɐˈtʲiɫkə/
threshing machine, thresher
çekim: çoğul молоти́лки · tamlayan молоти́лки
köken: молотить (molotitʹ) + -ка (-ka)
Не заграждай рта волу, когда он молотит. — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
Felemenkçegeselbroeder (eril) /ˈɣeː.səlˌbru.dər/
a flagellant
çekim: çoğul geselbroeders
köken: Compound of geselen (“to flog (oneself)”) + broeder (“brother, participant”).
U mag een os geen muilband omdoen, terwijl hij uw koren dorst. — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
Lehçebiczownik, flagelant (eril) /biˈt͡ʂɔv.ɲik/
flagellant, flagellator
çekim: çoğul biczownicy · tamlayan biczownika
eş: flagelant, bicz, kańczug, koń biczowy
köken: Etymology tree Polish biczować Proto-Slavic *-nъ Proto-Indo-European *-eykos Proto-Balto-Slavic *-eikas Proto-Slavic *-ikъ Proto-Slavic *-nikъ Old Polish -nik Polish -nik Polish biczownik From biczować + -nik.
aile: biczowniczy
Tedy wziąwszy kapłan kosz z ręki twojej, postawi go przed ołtarzem Pana, Boga twego. — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
Finceitsensäruoskija /ˈitsensæˣˌruo̯skijɑ/
flagellant (person who whips them self as part of a religious penance)
çekim: çoğul itsensäruoskijat · tamlayan itsensäruoskijan
köken: itsensä (“self”) + ruoskija (“whipper”)
Älä sido puivan härän suuta. — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
Dancaflagellant
Du må ikke binde Munden til på en Okse, når den tærsker. — ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.

Örnek Cümleler

Onu döven adam nerede?
Where's the guy who beat her?
Ben Tom'u döven adamım.
I'm the guy who beat Tom.
Tom'u döven çocukları tanıyor musun?
Do you know the boys who beat Tom up?
Babasını döven evladın iki eli kesilir.
If a son strikes his father, his hands shall be hewn off.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.
You shall not muzzle the ox when he treads out the grain.
Ancak en büyük tehlike kıyıyı döven dalgalardır
But the biggest hazard is the battering surf
Bir insan neden kendini döven bir adamla kalır?
Why would anyone stay with a man who beats her?
Çocuklarını döven ebeveynler gerçekten beni çok kızdırıyor.
Parents who beat their children really make my blood boil.
Tacizci derken sadece kadınları döven erkekleri kastetmiyorum.
And when I say abusive, I don't mean just men who are beating women.
Beni döven ve bana her şekilde saldıran alkolik bir babayla yaşıyordum.
I lived with an alcoholic father who beat me and molested me, and it was all inside that.
Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı, Döven gibi uzanır çamura.
His undersides are like sharp potsherds, leaving a trail in the mud like a threshing sledge.
Znidariç, "Kendi köylülerini döven bir otorite, hiçbir fayda bekleyemez.
"An authority that beats its own peasants can't expect any good.
döven ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod