bulgur
/buɫˈɡuɾ/
noun
TR → EN
"bulgur" kelimesinin İngilizcesi: bulgur. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbulgurnoun
Görsel




Çekim Tablosu
Belirtme (-i)bulguru
Yönelme (-e)bulgura
Bulunma (-de)bulgurda
Çıkma (-den)bulgurdan
Tamlayan (-in)bulgurun
Çoğul (-ler)bulgurlar
Tanım
•isim: Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday
•Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar; ebebulguru
Diğer Dillerde
FransızcaBoulgour
Blé dur germé, précuit, séché et concassé, très utilisé dans la cuisine du Moyen-Orient.
On y mange tout de même un mouton entier bouilli. — Pişmiş buğday tüm tane bulgur niteliği taşır.
Felemenkçehagelkorrel (eril) /ˈɦaː.ɣəlˌkɔ.rəl/
graupel · chalazion
çekim: çoğul hagelkorrels
eş: chalazion
köken: From hagel (“hail”) + korrel (“pellet”).
Zo fijn als gemalen poppenstront. — Sarmısaklı bulgur köftesi gibi.
Etimoloji
Eski Türkçe
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Sonra üzerine biraz bulgur katılır.
You come up with a little bit.
Bulgurdan pilav ve kıyma (çiğ köfte)yaparlar.
It is then served with rice or roshi (flatbread).
Tom çorbanın kıvamını arttırmak için bulgur kattı.
Tom added wheat to thicken the soup.
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilirsin.
You may go farther and fare worse.
Özellikle bulgur, çok sayıda yemek türünde kullanılır.
Polyphagy, on the contrary, refers to eating a broad spectrum of foods.
Çokları Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olur.
Many go out for wool and come home shorn.
Etli bir bulgurlu hamur tatlısı olan Kubbeh, birçok Mizrahi topluluğunun yemeklerinde öne çıkıyor.
Kubbeh, a meat-stuffed bulgur dumpling, features in the cooking of many Mizrahi communities.