Ayrıca bir boyacıydı.
He was also a boxer.
Bir boy ismi değildir.
Don't call me a boy.
Ve işte bir boyama kitabı.
And here's a coloring book.
Ev her beş yılda bir boyanır.
The house gets painted every five years.
Bu ayakkabı bir boy büyüktür.
This shoe is a size bigger.
Yatak odamda bir boy aynası var.
I have a full-length mirror in my bedroom.
Tom elinde bir boya fırçası vardı.
Tom had a paintbrush in his hand.
Çocuğun gömleğinde bir boya lekesi var.
The boy has a paint spot on his shirt.
Rodamin B bir boya ve kimyasal bileşik.
Rhodamine B /ˈroʊdəmiːn/ is a chemical compound and a dye.
Zamanla Fujiwara bir boy adı olarak tanındı.
In time, Fujiwara became known as a clan name.
Bir boya hastanın kol damarına enjekte edilebilir.
A dye was injected into a vein of the patient's arm.
Tom kendisine bakarak bir boy aynasının önünde durdu.
Tom stood in front of a full-length mirror, looking at himself.
bir boy ile daha fazla örnek cümle →