Biz seni bilgilendirmek istedik.
We wanted to keep you informed.
Bizi bilgilendirmek zorunda değiller.
They do not have to inform us.
Dolayısıyla ilk amaç bilgilendirmekti.
So the first purpose was information.
Nükleer konularda halkı bilgilendirmek.
Citizens for Nuclear Technology Awareness.
Kimi bilgilendirmek için hazırlıyorlar?
Who are they actually supposed to be informing?
Kendimi bilgilendirmek için gazete okurum.
I read the newspaper to keep myself informed.
İnsanları bilgilendirmek için onlarla konuşun.
You talk to people to inform.
Kararımla ilgili onu bilgilendirmek için yazdım.
I wrote to inform him of my decision.
Sağ tarafta komşu oda kardeş Gregor bilgilendirmek fısıldıyordu:
From the neighbouring room on the right the sister was whispering to inform Gregor:
Anlaşmanın içeriği hakkında halkını bilgilendirmek, Romen devletinin yükümlülüğüdür."
It is the Romanian State's obligation to inform its citizens about the content of the agreement."
Aktüeryal: Bu rol, bir vakayı bilgilendirmek için istatistiklerin kullanılmasını içerir.
Actuarial: This role involves usage of statistics in order to inform a case.
bilgilendirmek ile daha fazla örnek cümle →