baskıcı

noun
C2 seviye
TR → EN
"baskıcı" kelimesinin İngilizcesi: printer. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelprinternoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)baskıcıyı
Yönelme (-e)baskıcıya
Bulunma (-de)baskıcıda
Çıkma (-den)baskıcıdan
Tamlayan (-in)baskıcının
Çoğul (-ler)baskıcılar

Tanım

•Baskı aletini kullanan veya yöneten kimse.
•İnsanlara baskı yapan, özgürlükleri kısıtlayan.
•Kumaş üzerine resim veya desen basan kimse.
•Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
•İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse
•Kısıtlayıcı
•Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse

Diğer Dillerde

AlmancaDrucker, Druckerin (eril) /ˈdʁʊkɐ/
agent noun of drucken; printer (person, especially male, who prints) · printer (device)
çekim: çoğul Druckern · tamlayan Druckers
köken: drucken (“print”) + -er
aile: 3D-Drucker, Druckerin
Manche bekämpfen unterdrückende Regierungen. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Fransızcaimprimante, imprimeur, imprimeuse (dişil) /ɛ̃.pʁi.mɑ̃t/
printer (machine used to print text or images)
çekim: çoğul imprimantes
aile: imprimante 3D
Certains combattent des gouvernements oppressifs. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
İspanyolcaimpresor, impresora (eril) /impɾeˈsoɾ/
printing
çekim: çoğul impresores
Algunos luchan contra gobiernos opresivos. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
İtalyancastampante (dişil)
printer
çekim: çoğul stampanti
Perché il glamour può essere molto totalitario e ingannevole. — Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.
Rusçaпеча́тник, печа́тница, при́нтер, типо́граф
Некоторые борются с правительственными притеснениями. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Arapçaطَابِعَة
البعض تكون معاركهم ضد الحكومات القمعية. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Azericeprinter
printer (device used to print text or images)
çekim: çoğul printerlər · tamlayan printerin
köken: Borrowed from English printer.
Kazakçaбасып шығарғыш, принтер /ˈprʲintɛr/
printer (device that prints images and text on paper)
çekim: çoğul принтерлер · tamlayan принтердің
köken: Borrowed from Russian при́нтер (prínter), from English printer.
Felemenkçedrukker (eril) /ˈdrʏ.kər/
printer (someone who prints) · snap (fastening device)
çekim: çoğul drukkers
köken: From drukken + -er.
aile: drukkerij
Anderen vechten tegen een onderdrukkende samenleving. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Portekizcegráfico, impressor, impressora /ˈɡɾa.fi.ku/
graphic; drawn; pictorial · writing · printing
çekim: çoğul gráficos
köken: From Latin graphicus (“belonging to painting or drawing”), from Ancient Greek γραφικός (graphikós, “belonging to painting or drawing, picturesque, of or for writing; of style, lively”), from Proto-Indo-European *gerbʰ-.
aile: graficamente, interface gráfica
Outros combatem sociedades opressivas. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Yunancaεκτυπωτής, τυπογράφος (eril) /ek.ti.poˈtis/
printer (used to print text, etc)
çekim: çoğul εκτυπωτές · tamlayan εκτυπωτή
köken: Calque of English printer. Morphologically, from verb εκτυπώ(νω) (ektypó(no)) + -τής (-tís).
aile: εκτυπωτής μήτρας
Άλλοι μάχονται ενάντια σε καταπιεστικές κοινωνίες. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Japoncaプリンター, 印刷工, 印刷機, 印刷者 /pɯ̟ɾʲĩnta̠ː/
printer, a machine used to print text or images
köken: Borrowed from English printer.
社会による抑圧である場合もあります — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Korece인쇄공, 인쇄자, 프린터 /insʰwɛd͡ʑa̠/
printer (one who makes prints)
köken: Sino-Korean word from 인쇄(印刷) (inswae) + 者.
어떤 이들은 억압적인 정부와 싸웁니다. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
İsveççeskrivare, tryckare, tryckeriägare, tryckerska, typograf
a scribe; one who writes (on behalf of somebody else) · a printer
çekim: çoğul skrivares · tamlayan skrivares
köken: skriva (“write”) + -are (“-er”)
aile: bläckstråleskrivare, laserskrivare
Somliga tar strid mot förtryckande regeringar. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Lehçedrukarka, drukarz (dişil) /druˈkar.ka/
printer (device)
çekim: çoğul drukarki · tamlayan drukarki
köken: Etymology tree Polish drukować Proto-Indo-European *-yósder. Proto-Italic *-āzijos Latin -āriusnom. Latin -āriusbor. Proto-Germanic *-ārijaz Gothic -𐌰𐍂𐌴𐌹𐍃 (-areis)bor. Proto-Slavic *-ařь Old Polish -arz Polish -arz Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish -arka Polish drukarka From drukować + -arka.
Ponieważ glamour może być totalitarny i zwodniczy. — Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.
Ukraynacaдрука́р, друка́рка
Дехто намагається протистояти деспотичному урядові. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Hintçeप्रिंटर
Fincepainaja, printteri, tulostaja, tulostin, vedostaja /ˈpɑi̯nɑjɑ/
pusher, presser (one who pushes or presses) · printer (one who prints a book, etc.)
çekim: çoğul painajat · tamlayan painajan
köken: painaa + -ja
aile: kankaanpainaja, kirjanpainaja
Çekçetiskař, tiskařka, tiskárna (eril) /ˈcɪskar̝̊/
printer (person)
çekim: çoğul tiskaři · tamlayan tiskaře
köken: From tisk (“printing”) + -ař.
Jiní bojují proti útisku ze strany společnosti. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Rumenceimprimantă, tipograf (dişil)
printer
çekim: çoğul imprimante · tamlayan imprimante
köken: Borrowed from French imprimante.
Alții împotriva societăților opresive. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Macarcanyomdász, nyomtató /ˈɲomdaːs/
printer (person)
çekim: çoğul nyomdászok
köken: From nyomda + -ász.
Vannak, akik elnyomó társadalmak ellen harcolnak. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
İbraniceמַדְפֶּסֶת
אחרים נלחמים בחברות דכאניות — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Dancatrykker
a printer (person)
çekim: çoğul trykkere · tamlayan trykkers
köken: From trykke + -er.
aile: bogtrykker
Edward er en klam, manipulerende, kontrollerende, overbeskyttende forfølger. — Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.
Norveççeskriver
Hun svarte ved å beskrive Ruskin som en undertrykkende ektemann. — Effie aileye olan cevabında Ruskin'i baskıcı bir koca olarak tanımladı.
Endonezcepencetak /pənˈt͡ʃetak/
printer: · the operator of a printing press or the owner of a printing business · any printing business
çekim: çoğul pencetak-pencetak
köken: Affixed cetak + peng-.
aile: pencetak alpa, pencetak dupleks, pencetak elektrostatis, pencetak gol, pencetak halaman, pencetak hit, pencetak huruf, pencetak jaringan, pencetak kualitas huruf, pencetak label
Beberapa melawan pemerintahan yang menindas. — Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Vietnamcamáy in /maj˧˦ ʔin˧˧/
printer; a device, usually attached to a computer, used to print text or images onto paper
köken: máy (“machine”) + in (“to print”).
aile: máy in 3D
Họ nói, "Sức mạnh quần chúng chỉ có khi chính quyền không quá áp bức." — "Halkın gücü ancak rejim çok baskıcı değilse işe yarar." derler.
Bulgarcaпечата́р, печата́рка
Защото блясъкът може да бъде много тоталитарен и измамен. — Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.
Slovakçasadzač, tiskar, tiskarka, tlač, tlačiareň (dişil) /ˈtɫat͡ʃ/
printing · press (print-based media such as newspapers)
Iné proti represívnej spoločnosti. — Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.

Etimoloji

baskı + -cı

Örnek Cümleler

Onun yönetimi baskıcıydı.
His rule was despotic.
Baskıcı rejimler sonsuza dek yaşamaz.
Oppressive regimes don't live forever.
Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.
Some battle oppressive governments.
Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.
Others battle oppressive societies.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.
Because glamour can be very totalitarian and deceptive.
Taliban, hâlâ dünyanın en baskıcı rejimini temsil ediyor.
"The Taliban continues to be a symbol of the most repressive regime.
Onun çok büyük nüfus ve baskıcı sendika yasaları nedeniyle
Because of its enormous population and repressive trade union laws
"Halkın gücü ancak rejim çok baskıcı değilse işe yarar." derler.
They will say: "People power will work only if the regime is not too oppressive."
1838'de Day ve Haghe, 'Kraliçe'nin Taş Baskıcıları' olarak atandılar.
In 1838, Day and Haghe were appointed 'Lithographers to the Queen'.
Venezuela 1920'lerde Juan Vicente Gómez'in baskıcı rejimiyle yönetiliyordu.
In the 1920s, Venezuela was under the dictatorial regime of Juan Vicente Gómez.
1950'li yıllar, ülke tarihinde baskıcı bir dönem olarak adlandırılmaktaydı.
As recent as 1950, a renaming of the eastern half was carried out.
Daha sonra, baskıcı ateş sağlarken başına vuruldu ve hastaneye giderken öldü.
Later, he was hit in the head while providing suppressive fire and died en route to hospital.
baskıcı ile daha fazla örnek cümle →