baskıcı ile cümle

baskıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onun yönetimi baskıcıydı.His rule was despotic.
Baskıcı rejimler sonsuza dek yaşamaz.Oppressive regimes don't live forever.
Stern, bir laminat bloğu baskıcısı ve Justseeds Artist Kooperatifinin bir üyesidir.She is a linoleum block printer and a member of the Justseeds Artist Cooperative.
Venezuela 1920'lerde Juan Vicente Gómez'in baskıcı rejimiyle yönetiliyordu.In the 1920s, Venezuela was under the dictatorial regime of Juan Vicente Gómez.
Kahya baskıcılar olarak isimlendirilen kişiler ise daha iyi maaşa tâbi tutuluyorlardı.For those who preferred live pets, catching them alive was a relatively straightforward undertaking.
Bu baskıcı politikaların azaltılması daha sonradan Kruşçev Çözülümü olarak tanındı.This alleged refutation leads to what later became known as the transformation problem.
1950'li yıllar, ülke tarihinde baskıcı bir dönem olarak adlandırılmaktaydı.As recent as 1950, a renaming of the eastern half was carried out.
"Halkın gücü ancak rejim çok baskıcı değilse işe yarar." derler.They will say: "People power will work only if the regime is not too oppressive."
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.In fact, some of them actually survived the Internet challenge, and some got even more repressive.
Bazıları baskıcı hükümetlerle savaşır.Some battle oppressive governments.
Diğerleri baskıcı toplumlarla savaşır.Others battle oppressive societies.
Sonra bu yaptığınızı köşedeki baskıcıya yollayabileceksiniz ve gidip sandalyenizi alabileceksiniz.And then you can send it to the Kinko's store at the corner and go get your chair.
Çünkü cazibe baskıcı ve yanıltıcı olabilir.Because glamour can be very totalitarian and deceptive.
Onun çok büyük nüfus ve baskıcı sendika yasaları nedeniyleBecause of its enormous population and repressive trade union laws
Taliban, hâlâ dünyanın en baskıcı rejimini temsil ediyor."The Taliban continues to be a symbol of the most repressive regime.
Başlangıçta gazeteci ve şair olan Kadare, Enver Hoca'nın baskıcı Stalinist rejimini eleştirdi.Initially a journalist and poet, he became critical of Enver Hoxha's repressive Stalinist regimes.
"Baskıcı Tango", "Pasaport" ve "Randevu" en çok bilinen kitapları arasında yer alıyor."The Oppressive Tango", "The Passport" and "The Appointment" are among her best known books.
Daha sonra, baskıcı ateş sağlarken başına vuruldu ve hastaneye giderken öldü.Later, he was hit in the head while providing suppressive fire and died en route to hospital.
Lezbiyen, gey ve biseksüel insanlar için bu değiştirilmiş "kurallar" da baskıcı olabilir.These modified "rules" for lesbian, gay and bisexual people may also be oppressive.
1838'de Day ve Haghe, 'Kraliçe'nin Taş Baskıcıları' olarak atandılar.In 1838, Day and Haghe were appointed 'Lithographers to the Queen'.
Kahya baskıcılar olarak isimlendirilen kişiler ise daha iyi maaşa tâbi tutuluyorlardı.Schwerer als die eingesessenen Meister hatten es Gesellen.
Sıkıyönetim ve baskıcı idarenin patlama noktası olan 1998 yılında Priştine’de durum iyice gerginleşmişti.En 1988, l'église et le presbytère sont dans un état de délabrement avancé.
Effie aileye olan cevabında Ruskin'i baskıcı bir koca olarak tanımladı.Les respondió describiendo a Ruskin como un marido opresivo.
Usta bir "printmaker" (baskıcı) olarak bilinir.Una técnica conocida hoy como “print- painting”.
Bu baskıcı davranışlarla kocanın, karısına get vereceği umulur.Sólo así podrá ir al cielo con su mujer.
Venezuela 1920'lerde Juan Vicente Gómez'in baskıcı rejimiyle yönetiliyordu.Nació durante la época en que gobernaba Juan Vicente Gómez.
Kahya baskıcılar olarak isimlendirilen kişiler ise daha iyi maaşa tâbi tutuluyorlardı.Те, кто определяет себя как консерваторы, ставят справедливость ниже.
Bu baskıcı politikaların azaltılması daha sonradan Kruşçev Çözülümü olarak tanındı.De spiraalvormige uitstulpingen werden later bekend als wokkels.
Kahya baskıcılar olarak isimlendirilen kişiler ise daha iyi maaşa tâbi tutuluyorlardı.Ledamöter som valts på det sättet kunde sedan utses att tjäna på högre nivåer.
1950'li yıllar, ülke tarihinde baskıcı bir dönem olarak adlandırılmaktaydı.1953 kom att bli ett stort år i företagets historia.
Usta bir "printmaker" (baskıcı) olarak bilinir.І таким чином учився «бути князем».
Wilhelm Heinrich Otto Dix, (2 Aralık 1891 – 25 Temmuz 1969), Alman ressam ve baskıcı.Wilhelm Heinrich Otto Dix (2. prosince 1891 – 25. července 1969) byl německý malíř a grafik.
Baskıcı ve acımasız yönetimler altında özgürce yazmaları hiç de kolay olmadı.Soužití se zhýralým a krutým Báthorym nebylo snadné.
1950'li yıllar, ülke tarihinde baskıcı bir dönem olarak adlandırılmaktaydı.Nový pořad o procesech 50. let se jmenoval Svědectví pro výstrahu.
Monarşi yanlıları ve Katoliklere karşı baskıcı uygulamalara da imza atmıştır.Nařídil též popravy dezertérů a zbabělců.
Baskıcı rejimleri esnasında yaklaşık 1500 vatandaş öldürüldü.Na straně povstalců bylo asi 1500 mrtvých.
Effie aileye olan cevabında Ruskin'i baskıcı bir koca olarak tanımladı.Hun svarte ved å beskrive Ruskin som en undertrykkende ektemann.
Diktatörlük: Baskıcı monarşilerin en yaygın örneğidir.世袭君主制(英语:Hereditary monarchy),是君主制政体的最常见形式。
Baskıcı bir babası vardı.擁有一個探險家爸爸。
Usta bir "printmaker" (baskıcı) olarak bilinir.被稱為「笨蛋王子」。
Savaşın ilerlemesi ile birlikte daha zalim ve baskıcı olmaya başladı.隨著戰爭進展,情況越來越暴虐及殘忍。
Max Beckmann (12 Şubat 1884 - 28 Aralık 1950), Alman ressam, çizer, baskıcı, heykeltıraş ve yazar.马克斯·贝克曼(Max Beckmann,1884年2月12日-1950年12月28日),德国画家、雕塑家、作家。
1679'a değin var olan bu Parlamento, birçok baskıcı yasa çıkardı.2007년에 열린 제166회 통상국회에서는 많은 주요 법안들을 강행 표결하여 잇달아 통과시켰다.
Baskıcı rejimin en şiddetli savunucusu ve uygulayıcısı olarak devleti tek başına yönetti.교정도감의 최고 책임자인 교정별감은 무신 정권의 최고 집권자가 겸임하면서 국정을 독단하였다.
Başarılı olmak konusundaki baskıcı idareden şikayetçidirler.성공회출판부는 대한 성공회의 출판부이다.
Sokaklardaki kaldırım taşları, baskıcı asillere karşı ayaklanmış halkın kanları ile kırmızıya dönüşüyor.Павираните улици почервеняват от кръвта на хората, изправили се пред деспотичната аристокрация.
Baskıcı bir babası vardı.Imao je istoimenog bratića.
Usta bir "printmaker" (baskıcı) olarak bilinir.Sodobniki so ga imenovali »prvak matematikov« (princeps mathematicorum).
Despotizm (Baskıcılık): Zorba yönetim anlayışı.Despotizmas: valdymas, pasižymintis žiaurumu.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Amerika alapítói gyűlölték az elnyomó britt felügyeletet, annak ok nélküli kutakodását.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Amerikas grundare hatade förtryckande brittisk övervakning och orimlig husrannsakan och beslag.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Fondatorii Americii urau supravegherea britanică insuportabilă, cercetarea și confiscarea irațională.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.미국의 초대 권력자들은 영국 정보의 감시와 터무니 없는 수색과 체로를 증오했습니다
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Los fundadores de América odiaban la vigilancia opresiva británica y la excesiva búsqueda y captura.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Zakladatelé Ameriky nenáviděli tyranský dohled Britů a bezdůvodné prohlídky a konfiskace.
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.Zalozyciele Ameryki nienawidzili brytyjskiej inwigilacji i bezsennsownych przeszukiwan oraz konfiskaty mienia
Amerika'nın kurucuları baskıcı İngiliz gözetiminden, mantıksız araştırma ve haczinden nefret ederdi.美国的创建者们憎恨英国压制式的监视和 不合理的搜查以及掠夺
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.De fapt, unele dintre ele au supravietuit provocarii, iar altele au devenit chiar mai represive.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.De hecho, algunas de ellas sobrevivieron al desafío y otras se volvieron aún más represivas.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.En fait, certaines d'entre elles ont survécu, et certaines sont même devenues plus répréssives.

İlgili Sayfalar