İçinde bir sürü şeyi barındırıyor.
It just has so much in it.
Çok farklı alanları içinde barındırıyor.
It really involves many different areas.
Bu konu içerisinde çok şeyi barındırıyor.
This is... Inquired, about many times.
Bir tür hız da barındırıyor, yani öyle olmalı --
There's an element of immediacy about it, or there should be--
Toplamda kadın kampları 1.721 kadını barındırıyordu.
Altogether the female camp housed 1,721 women, led by Lt. Irena Mileska (nom-de-guerre "Jaga").
SEOA muhtemelen çeşitli virüsleri de barındırıyordu.
LUCA probably harboured a variety of viruses.
İstanbul Türkiye nüfusunun beşte birini barındırıyor.
Istanbul accounts for a fifth of Turkey's population.
Ve bu kolonlar, pek çok ölçekte bilgi barındırıyorlar.
And these columns, they have information at very many scales.
Bölge ayrıca bol miktarda maden suyu da barındırıyor. ^
The region also has a great abundance of mineral water.
Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.
His book incorporates all his thinking on the subject.
İslam'ı uygulayış biçimleri paganist ögeler barındırıyor.
They practice Islam with paganistic elements.
Tabi ki onlarda başkalarının uğraşlarını barındırıyorlar.
But of course they too contain the work of others
barındırıyor ile daha fazla örnek cümle →