Han var en otroligt stilig man, mörka, böjda och moustached - tydligen mannen som jag hade hört. — - O karanlık, gaga, bıyıklı ve son derece yakışıklı bir adam, belli ki adam kime duymuştum.
Był bardzo przystojny mężczyzna, ciemne, orli, a wąsaty - oczywiście człowiek, z których słyszałem. — - O karanlık, gaga, bıyıklı ve son derece yakışıklı bir adam, belli ki adam kime duymuştum.
Він був дивно красивою людиною, темні, орлиний, а вусатий - мабуть, людина , Про який я чув. — - O karanlık, gaga, bıyıklı ve son derece yakışıklı bir adam, belli ki adam kime duymuştum.
Hän oli erittäin komea mies, tumma, kotkan ja viiksekäs - ilmeisesti mies joista olin kuullut. — - O karanlık, gaga, bıyıklı ve son derece yakışıklı bir adam, belli ki adam kime duymuştum.
çekim: karşılaştırma kníratější · üstünlük nejkníratější
köken: From knír + -atý.
I on může být potomek některého božstva (Héraklés, bratři Pánduovci), nebo jeho vtělením (Ráma). — Kızkardeşinin bıyıklı bir çocuğu vardır (çocuk olmasına rağmen).
çekim: karşılaştırma bajuszosabb · üstünlük legbajuszosabb
köken: bajusz + -os
Ő egy rendkívül jóképű férfi, sötét, sas-, és moustached - nyilván az ember akik hallottam. — - O karanlık, gaga, bıyıklı ve son derece yakışıklı bir adam, belli ki adam kime duymuştum.