Onlar ayrılıyorlar.
They're leaving.
Yoksa ayrılıyorlar mı?
Or are they just nonsense?
Tom ve Mary ayrılıyorlar.
Tom and Mary are splitting up.
Tom ve Mary yarın ayrılıyorlar.
Tom and Mary leave tomorrow.
Bakın! Onlar evden ayrılıyorlar.
Look! They are leaving the house.
Onlar yarın Japonya'dan ayrılıyorlar.
They are leaving Japan tomorrow.
Tom ve Mary gelecek sene ayrılıyorlar.
Tom and Mary are leaving next year.
Tel Aviv'e gitmek için bugün Kahire'den ayrılıyorlar.
They are leaving Cairo today heading for Tel Aviv.
Çünkü biliyoruz ki babalar kafalarında şu düşünceyle birlikte ayrılıyorlar:
Because we know that the fathers are even leaving with this one thought:
Önceden birbirlerinin yanından kayıyorlardı şimdi tamamen birbirlerinden ayrılıyorlar. .
Before we were sliding next to each other, now we're pulling apart altogether.
Üçincü ya da dördüncü sınıfta okuldan ayrılıyorlar demiyorum, ... okula hiç başlamıyorlar.
And I don't mean that they drop out of school in the third or fourth grade -- they don't go.
ayrılıyorlar ile daha fazla örnek cümle →