Hayır, onlar, pek az anlarlar.
The fact is they understand but little.
Süreci yönetirler, süreci anlarlar.
They manage the process, they understand the process.
Doğrusu, onlar pek az söz anlarlar.
The fact is they understand but little.
Değerlendirmeye çalışırlar ve anlarlar ki :
They try to evaluate and they figured:
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.
There were difficult moments here at the hospital.
Erkeklerin kendilerinden yüz çevirdiklerini görür anlarlar.
Neither of his companions are ever seen again.
Böylece Pope'un bir parçasının hala Jerico'da yaşadığını anlarlar.
This was Pope and Jillian's way of saying "I love you".
Artık yüzçevir onlardan ve de ki: Esenlik size, yakında bilip anlarlar.
Turn away from them and say: "Peace." They will come to know soon.
Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.
Nay, but they have not understood except a little.
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk.
We have placed coverings over their hearts, lest they understand it, and heaviness in their ears.
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk.
And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
Kafirler, yakında bilirler, anlarlar, dünya yurdunun sonundaki hayır kimin.
The unbelievers will soon learn for whom is the guerdon of Paradise.
anlarlar ile daha fazla örnek cümle →