Tanım
•alt yüzünü üst yüzüne getirmek
•çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak
•zarar vermek, yıkmak
•Alt yüzünü üst yüzüne getirmek
•Çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak, karıştırmak
•Huzursuz etmek, rahatsızlık vermek
•Yıkımına yol açmak, zarar vermek
Örnek Cümleler
Fakat aniden gelen bir mektup hayatlarını altüst etmektedir.
However, a tragic accident causes their lives to converge.
Şehirde hayatı altüst etmek, karışıklık yaratmak istemiyoruz.
We do not wish to upset life in the city.
altüst etmek ile daha fazla örnek cümle →