Alevleri söndürdü.
He stamped out the fire.
Rüzgar alevleri körükledi.
The wind fanned the flames.
İtfaiyeci alevleri söndüremedi.
The fireman could not extinguish the flames.
Leyla'nın evi alevleri atlattı.
Layla's house survived the flames.
Soğudukça alevlerini arttırırız
Every time its Fire subsides, We will intensify for them its flame.
Güneş alevlerini duymuşsunuzdur.
You've heard about solar flares.
Kız alevleri gördüğünde çığlık attı.
The girl screamed when she saw the flames.
"Sonra çılgın alevlerin içine atın."
Then cast him to be burnt in Hell;
"Alevlerin hızla yaklaştığını gördük.
"We saw the flames approaching quickly.
Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.
The volcano shoots out flames and lava.
Cehennemdir yerleri. Soğudukça alevlerini arttırırız
Every time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Ateşi söndürmek için alevlerin altına atılabiliyordu.
It may have been set on fire to scuttle it.
alevleri ile daha fazla örnek cümle →