Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.The volcano shoots out flames and lava.
Volkan dışarıya alevlerini ve dumanlarını güçlü bir şekilde fırlattı.The volcano is belching out flames and smoke.
Kız alevleri gördüğünde çığlık attı.The girl screamed when she saw the flames.
İtfaiyeci alevleri söndüremedi.The fireman could not extinguish the flames.
Rüzgar alevleri körükledi.The wind fanned the flames.
Alevleri söndürdü.He stamped out the fire.
İtfaiye, alevleri kontrol altına getirmek için çalışıyor.The firefighters are trying to bring the flames under control.
Onlar alevleri söndürmek için itfaiye çağırmak zorunda kaldı.They had to call the firefighters to put out the flames.
Leyla'nın evi alevleri atlattı.Layla's house survived the flames.
Ateşi söndürmek için alevlerin altına atılabiliyordu.It may have been set on fire to scuttle it.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.The fire was seen from kilometres away.
Güneş alevlerini duymuşsunuzdur.You've heard about solar flares.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.You'd like to have a little advance warning.
"Sonra çılgın alevlerin içine atın."Then cast him to be burnt in Hell;
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
Onun ateşi zayıfladıkça alevlerini artırırız. [18,17]Every time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Cehennemdir yerleri. Soğudukça alevlerini arttırırızEvery time (its fire) subsides We will intensify its flame.
Soğudukça alevlerini arttırırızEvery time its Fire subsides, We will intensify for them its flame.
Ardından itfaiye ilk iki katı sarmış olan alevleri söndürdü.Firefighters then extinguished the blaze, which had engulfed the first two stories.
Yetkililer, alevlerin Yunanistan topraklarının yarıdan fazlasını etkilediğini söylüyorlar.Fires have affected more than half of Greece's territory, officials say.
"Alevlerin hızla yaklaştığını gördük."We saw the flames approaching quickly.
Buradaki itfaiyeciler on günden uzun süredir alevleri konrol altına almaya çalışıyorlar.Firefighters there have been trying to gain control of the flames for more than ten days.
Alevlerin yaklaşık 160 kişiyi öldürdüğü bildirildi (tüm rehine ölümlerinin yarısından fazlası). [3]The flames reportedly killed some 160 people (more than half of all hostage fatalities).[3]
Ayrıca bu tür alevlerin "termal metamorfizma" nedeni ile oluşabileceği sonucuna da varıldı.[1] [2]It has also been inferred that such fires could be the cause for "thermal metamorphism."[14][15]
Bileğini bir tel makası ile keserek kurtulur ve onu alevlerin içine atar.She breaks free by severing his wrist with a cutting wire and kicks him into the flames.
Ceset yakılırken karısı Euadne, kendini odun yığınının alevleri arasına atar.Seine Frau Euadne stürzt sich selbst in den brennenden Scheiterhaufen.
O sırada Dan oradadır, ve alevlerin arasında kalır.Celui-ci prend feu et finit en cendres.
Burada, bir dağın tepesinde alevleri gökyüzüne kadar yükselen bir ateş görür.Il arrive à une montagne où une lumière monte jusqu'au ciel comme des flammes.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.Свет пожара был виден на многие километры.
Bilim insanları, alkol alevlerine tuz eklendiğinde rengin farklı desenlerinin emisyonunu gözlemlemişlerdir.Cientistas observada a emissão de padrões distintos de cor quando os sais foram adicionados a álcool chamas.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.A explosão foi ouvida a mais de 150 quilômetros de distância.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.Men hoorde de explosie tot op zo'n 5.000 km afstand.
Maedhros savaştan sonra pişman olup kendini Silmarille birlikte alevlerin içine atmıştır.Maedhros popełnił samobójstwo rzucając się w ognistą przepaść wraz z jednym z Silmarili.
Ateşi söndürmek için alevlerin altına atılabiliyordu.Próbowałem rękoma ugasić ogień.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.Eldsvansen uppskattas ha varit 800 km lång.
Gollum burada Frodo'dan yüzüğü aldı fakat bulunduğu yükseltiden düşerek Hüküm Dağı'nın alevlerinde can verdi.V té chvíli se Glum zmocní Frodova prstenu a samou radostí s ním spadne do ohně Hory osudu.
Burada, bir dağın tepesinde alevleri gökyüzüne kadar yükselen bir ateş görür.Daleko na moři byl viděn na vrcholu hory oheň.
Pist görevlileri alevlerin hala aracın içindeki pilota ulaşmadan söndürülmesi için hemen çalışmaya başladı.Palomiesten olisi pitänyt avata ovet välittömästi koneen pysähdyttyä.
Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü.Οι φλόγες ήταν ορατές σε απόσταση πενήντα χιλιομέτρων.
O sırada Dan oradadır, ve alevlerin arasında kalır.Mellem ildstedet og døren ligger brændslet.
Kükürt kokulu cehennemden, alevlerin arasından Kireçburnu'na gelmiştir.Khắp từ Khiếu Đình tới Di Lăng lửa bốc cháy.
Çünkü, yurdun çevresindeki yangınlar göğe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu.火災造成廣大院的御末奧女中全數到吹上御殿避難。
O sırada Dan oradadır, ve alevlerin arasında kalır.Iza toga se pojavljuje zavezana i oko nje gori vatra.
Burada, bir dağın tepesinde alevleri gökyüzüne kadar yükselen bir ateş görür.Na nebu tu, tam kaka zvezda gori...
Gollum burada Frodo'dan yüzüğü aldı fakat bulunduğu yükseltiden düşerek Hüküm Dağı'nın alevlerinde can verdi.Gollum zaradi Prstana na koncu Tretje dobe umre, ko je padel v magmo v ognjih Gore Pogube.
Gollum burada Frodo'dan yüzüğü aldı fakat bulunduğu yükseltiden düşerek Hüküm Dağı'nın alevlerinde can verdi.Golumui pavyko atimti Žiedą, tačiau susvyravęs jis įkrenta į Lemties Kalno Ugnį.
Pegasus canavarın ağzından fışkırttığı alevlerin kendilerine ulaşamayacağı bir yüksekliğe çıkmış.Herakles kihutas kuldi sügavasse lumme, milles loom ei saanud liikuda.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.A uno le gustaría tener un pequeño aviso de precaución anticipado.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Chyba że nadciąga rozbłysk słoneczny, wtedy trzeba się usunąć. Dobrze by było wiedzieć z uprzedzeniem.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Dann hätte man gern eine kleine Vorwarnung.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.도망쳐야 할 때 외에는 큰 문제가 되지는 않습니다. 위협이 있을 때 조금이나마 미리 경고를 할 수는 있겠네요.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Olyankor jól jöhet a figyelmeztetés előtte.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Se não houver uma erupção solar e queiram sair do caminho. Seria bom serem avisados com antecedência.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Uno gradirebbe un piccolo preavviso.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Θα θέλατε να έχετε μια μικρή προειδοποίηση.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.І хотіли б отримувати попередження.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Тогава ще искате да имате кратко предизвестие.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.Тогда надо убираться. Вам бы не помешало предупреждение за раннее.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.אלא אם התפרצות שמש מתקרבת אלינו ואז תרצו להסתלק מדרכה. תרצו לקבל אזהרה מוקדמת.
Ancak, güneş alevleri geliyorsa ve kaçmak isterseniz, biraz daha erken bilmek istersiniz.ما لم يكن هناك انفجار شمسي قادم اذا تود أن تبتعد من الطريق. تود أن يكون عندك نظام تحذير متقدم.