öpüşmek
/ø.pyʃˈmec/
verb
C2 seviye
TR → EN
Çekim Tablosu
Geniş zamanöpüşemem
Şimdiki zamanöpüşebiliyor
Gelecek zamanöpüşecek
Geçmiş zamanöpüşemedi
Şartöpüşemese
Gerekliliköpüşememeli
Emiröpüş
Tanım
•(nesnelerin parçaları) Birbiriyle tam olarak yanyana bulunmak, teması olmak
•Birbirini öpmek
•Nesnelerin parçaları birbiriyle tam olarak yan yana bulunmak, teması olmak
Diğer Dillerde
Rusçaцеловаться /t͡sɨɫɐˈvat͡sːə/
to kiss (mutually) · passive of целова́ть (celovátʹ)
çekim: geçmiş целова́вшийся · ortaç целова́вшийся · şimdiki целу́ется · ulaç целу́ющийся
eş: цаловаться
köken: целова́ть (celovátʹ) + -ся (-sja)
Поцеловал? — Öpüşmek mi?
Felemenkçeelkaar kussen, elkaar zoenen
Gezoend? — Öpüşmek mi?
Etimoloji
From öp- (“to kiss”) + -üş + -mek.
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
yanak değdirmek
dudak dudağa gelmek
dudak dudağa kalmak
Örnek Cümleler
Öpüşmek mi?
Kiss?
ÖPÜŞMEK Mİ??
KlSSED???
Leyla öpüşmekten hoşlandı.
Layla liked the kissing.
Aman, uluorta öpüşmek yok burada.
Uh, no... kissing in public.
Kimse bir kötümserle öpüşmek istemiyor.
No one wants to kiss a pessimist.
Tom, Mary'ye göre öpüşmekte çok iyidir.
Tom is very good at kissing according to Mary.
Öpüşmek üzerelermiş gibi görünüyorlardı.
They looked like they were about to kiss.
Sağa sola öpüşmek için çok mu yorgunsunuz?
(Laughter) "Habibi, it's so hot.
Tom ve Mary öpüşmek üzere gibi görünüyordu.
Tom and Mary looked like they were about to kiss.
Tom ve Mary gerçekten öpüşmek istiyor gibi görünüyor.
Tom and Mary seem to really want to kiss.
"Öp beni!" "Ne, gerçekten mi? Sen öpüşmek yok demedin mi?"
"Kiss me!" "What, really? Didn't you say no kissing?"
Tom ve Mary öpüşmek üzere olduğunda her zaman odaya biri girdi.
Every time Tom and Mary were about to kiss, someone came into the room.