past participle of betreffen
aile: Betroffenheit
🔊 Und das Problem ist, dass es sie voreingenommen werden läßt. — Ve sorun şu ki çok önyargılı bir hale gelebiliyorlar.
harmful, damaging, injurious
çekim: çoğul nuisibles
eş: dommageable, nocif, préjudiciable
köken: From Old French nuisable (from nuire), refashioned after Latin nocibilis.
aile: logiciel nuisible
🔊 Et le problème est qu'elles peuvent devenir biaisées. — Ve sorun şu ki çok önyargılı bir hale gelebiliyorlar.
detrimental
eş: dañino, dañoso, lesivo, nocivo, malo, malsano
köken: From Late Latin praeiudiciālis.
🔊 El amor es una palabra tendenciosa — Aşk, önyargılı bir kelime.
harmful
çekim: karşılaştırma skadligare · üstünlük skadligast
zıt: oskadlig
köken: From skada (“to harm”) + -lig. Compare Danish skadelig, German schädlich.
🔊 Varför hatar du alkemister så mycket- — Simyacılara karşı neden böyle önyargılısın?!
🔊 skadlig programvara
present active participle of syrjiä
🔊 Rakkaus on puolueellinen sana. — Aşk, önyargılı bir kelime.
prejudicial, harmful
köken: Borrowed from French préjudiciable.
🔊 Si cand vorbesc despre polaritate la diferite intruniri, oamenii au multe opinii. — Birçok soru-cevap konferansında bu kutuplaşma üzerine konuştuğumda insanlar çok önyargılılar.
harmful, injurious
çekim: karşılaştırma по́-вре́дни · üstünlük на́й-вре́дни
köken: From Proto-Slavic *verdьnъ (“harmful”); equivalent to вреда (vreda, “harm”) + -ен (-en).
🔊 Любовта е пристрастна дума. — Aşk, önyargılı bir kelime.