Ben çakılı kaldım.
I'm stuck in a rut.
Evde çakılıp kaldık.
We're grounded.
Evde çakılıp kaldınız.
You're grounded.
Tom evde çakılıp kaldı.
Tom is grounded.
Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.
Sorry honey, I'm still stuck at the office.
Şişenin mantarına içi boş bir çivi çakılır.
A hollow spike is driven through the cork of a bottle.
Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar.
When darkness returns they stand still.
Sen dışarıdasın nasıl olsa, evde çakılı kalan benim.
You get about; I have to stew at home
Tetrax'ın gemisi Azmuth'un kaldığı gezegene çakılır.
Tetrax's ship crashes on Azmuth's homeworld.
Kültür bir paraşüt gibidir: Eğer sende yoksa yere çakılırsın.
Culture is like a parachute: if you don't have it, you crash.
Kuzey ile güney arasında kontur ilişkisi var.(birbirleriyle çakılılar.)
"Kuzey ile Güney arasında köprü: Lefkoşa".
Bir süre sonra irtifa azalmaya başlar ve uçak, Pasternak'ın ebeveynlerinin evine çakılır.
Amidst the panic, Pasternak crashes the plane into his parents' house.
çakılı ile daha fazla örnek cümle →