Tom çıldırmaya başladı.
Tom started freaking out.
Sami çıldırmaya başladı.
Sami started getting really crazy.
O kadar ki aşkından çıldırmak üzereydi.
He fell in love with their culture.
Cömert hiçliğimizden dolayı çıldırmayalım.
Let's not be freaked out by our bountiful nothingness.
Çıldırmamaya söz verirsen sana gerçeği söylerim.
I'll tell you the truth if you promise not to get mad.
Tom, Mary'nin muhtemelen çıldırmayacağını söyledi.
Tom said Mary wouldn't likely be mad.
Yalnızca panik olmamaya ve çıldırmamaya çalışıyorum.
And I'm just trying not to panic and freak out.
Bu gün biraz geç olmaya başladı ve birden birazcık...çıldırmaya başladık.
It's getting late today and we're suddenly getting a bit...crazy.
Herşeyden önce, telif hakkı ihlal etme konusunda çıldırmadın di mi? CA: Hayır, telifi severim.
I hope you'll go and meet him in the dinner afterwards and talk to him.
çıldırma ile daha fazla örnek cümle →