Tom etkilenmemiş.
Tom is unaffected.
Çoğu insan etkilenmedi.
Most people were unaffected.
Ancak konuşması etkisizdi.
However, speech remained unaffected.
Kişisel özgürlükleri pek yoktur.
Civil liberties are quite unaffected.
Tedavi olmaz ve dili iltihap kapar.
The language is unaffected and the tone bantering.
Diğer takım üyelerinin erişmesi gerekmez.
The remaining teams would be unaffected.
Bununla birlikte, penisin glansları etkilenmez.
The glans of the penis, however, remains unaffected.
Budizm geleneğinin amacı bu döngüyü terk etmektir.
Gotham Entertainment will be unaffected by this change.
Toplam yoğunluğu ve polarizasyon derecesi etkilenmez.
The total intensity and degree of polarization are unaffected.
Roma İmparatorluğu çökerken Gazze bundan etkilenmemişti.
As the Roman Empire was crumbling at this time, Gaza remained unaffected.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.
Now there's only a small part of the population, which remains unaffected.
Sevgili, hastanın dışarıdaki olayları duymamasını sağlamaya çalışır.
The patient has an affinity to direct attention to the unaffected side.