Sami, Leyla ile birlikte alındı.
Sami was taken with Layla.
Tom Mary ile bir resim çektirdi.
Tom had a picture taken with Mary.
Tom fotoğrafını Mary ile çektirdi.
Tom had his picture taken with Mary.
Sami, Leyla ile birlikte götürüldü.
Sami was taken with Layla.
Tom'la birlikte fotoğrafımı çektirdim.
I had my picture taken with Tom.
O bir aktör ile birlikte resim çektirdi.
She had a picture taken with an actor.
Şehir, kan dökülmeden ele geçirilmiştir.
The church was taken without bloodshed.
Beraber bir fotoğraf çektirebilir miyiz?
Can I get my picture taken with you?
Bu söylentiye şüpheyle yaklaşmakta yarar var.
The rumour should be taken with a pinch of salt.
Ve bağlamında ele alındığında, bu anlam dolu.
And taken with the context, this is full of meaning.
Bir dişi diğerlerinin yavrularıyla da ilgilenir.
Care must be taken with the signs of the remainders also.
Bir Meksikalı zebra ile hiç fotograf çektirmedim.
I have never had my picture taken with a Mexican zebra.