Tanım
•flamboyantly adventurous
Örnek Cümleler
O kasılarak yürüyor.
He is swaggering.
Kocasını çağırdım, geldi, kasıntı, politik, eli kolu oynayan biriydi.
Called the husband, the husband came, swaggering, politician, mobile in his hand. "Not possible."
Swartz, her iki şarkının da "swaggering" sözleriyle bir "base heavy beat" içerdiğini belirtti.
Swartz stated that both songs contained a "base heavy beat" with "swaggering" lyrics.