Çayımı karıştırıyorum.
I am stirring my tea.
Tom kahvesini karıştırıyor.
Tom is stirring his coffee.
Cadı, kazanını karıştırıyor.
The witch is stirring her cauldron.
O şeylerin hiçbiri dönmüyordu.
None of those things were stirring.
Karanlıkta bir şey kıpırdıyordu.
Something was stirring in the dark.
Tüm yaptıkları bunları birbirine karıştırmak.
All they're doing is stirring it. It's just ridiculous.
Havada görünmeyen kıpırtıları hissedebiliyorum.
I can feel the invisible stirrings in the air.
Bir yaratık değil, hatta bir fare değil karıştırma;
Not a creature was stirring, not even a mouse;
Ortalığı karıştırmak isteyenler bizi fazla sevmiyorlar.
Those that look to stirring up troubles do not like us very much.
"Yaşadığı bu bahçede karanlıkta aşağıda karıştırma şeyler var mı?"
"Are things stirring down below in the dark in that garden where he lives?"
Türkiye'deki Kürtler, Haziran seçimleri öncesinde işleri karıştırıyorlar.
Kurds in Turkey are stirring things up before the June elections.
Bu karışım sonrasında sürekli karıştırılarak birkaç gün boyunca ısıtılıyor.
This mixture is then heated for several days, stirring constantly.